gezdimler

Assos…


Gençkene yani yaklaşık 13-14 sene önce bir arkadaşımla Etsturla gitmiştim Assos’ a. O zaman da beğenmiştim. Hep eşim ve oğlumla da gitmek istiyordum. Bu yaza kısmet oldu. Hem İstanbul’ a yakın olması da bizim için artıydı.

* Fotoğraflara tıklarsanız daha büyük şekilde görürsünüz..

      

 

Tatilimiz biraz sıkıntılı başladı. Ayarladığımız otel Assos Eden Gardens oteliydi. Jolly’ den ayarladık. Ve gidişimize bir gün kala aradılar otelde basketbol kampı olduğu için aksilik olmuş bizi ilk gece yine kendi bünyelerindeki başka bir otelde ağırlayacaklarını sonraki gün giriş yapabileceğimizi söyledik. Kızdım tabi. Çocuk, bavullar, yol vs ben direk otelimde dökünmek isterim ki. Neyse el mecbur gittik. Assos Eden Beach ilk gece kaldığımız otel. Çok sinek vardı. Odamda da kırkayak görünce fena oldum tabi. Beni tanıyanlar bilir böcekten, sinekten vs çooook korkarım ve çok kasılırım huylanırım. Elimde değil fobik bişey bu. Kubilay’ ı çok ısırdı sinekler nöbet tuttum zaten kırkayaktan dolayı çok huylanmıştım hiç uyumadım diyebilirim ilk gece. Hiçbir tatilimde de sinek ısırma olayı yaşamadığım için aklıma yanıma bişey almak gelmemişti sinek kovucu veya krem vs. Ders olsun bana demek ki almalıymış her zaman yanına. Neyse…deniz tertemiz denize hiç laf yok. Kadırga civarı ilk otelin yeri.. Deniz dışında aman aman bir tat bulamadım oralarda. Sonra otelimize girdik. Otelimiz beachden iyiydi çok şükür.
Odası temizdi. Otel odası takıntım vardır. Çok severim otel odalarını, otelde kalmayı. Yatağı büyük olsun, televizyonu, dolapları, banyosu vs çok hoşlanırım düzgün temiz şık odalardan. Burası da fena değildi. Kaydıraklı havuz Kubi için istemiştik. İyi oldu 🙂 defalarca kaydı..
Deniz çok güzeldi.. tabi taşlı sahil.. kum değil.. deniz biraz soğuk evet ama bizi etkilemedi o kadar temiz duru ki takılmadım soğuğa. Otel sakin kendi halinde bir otel.. aile yeri.. öyle genç yada bekar tatiline göre bir yer değil pek.. kafa dinlemelik sakinlik için gayet ideal. deniz önünde.. havuz .. orta şeker yemekler.. aslında otelin alanı çok büyük ve güzel.. ama işletme olarak heralde eksikler ki hiç değerlendirememişler bu güzel alanı.
 Hayvan dostu bir otel.. Oyun parkının arkasında kazlar ördekler tavşanlar vardı.. Golf yeri vardı… biraz daha bakım gösterilmeliydi arka taraftaki alana bence çok kendi haline bırakılmış şekildeydi. Bir de ben gözümün önünde elemanlarına bağıran sürekli direktif veren görevlilerden hoşlanmadım. Garsonlar elemanlar gerginken mutsuzken ben açıkçası etkileniyorum. Sık sık da sanki misyonummuş gibi 🙂 hep iltifat ettim güldürdüm o hırpalanan genç garsonları görevlileri. Benim için bir insanın garsona, şoföre, hademeye, çaycıya nasıl davrandığı çok önemli bir kriterdir. Böyle çalışan kesime kaba davranandan feci tiksinirim.

Liman gittik gezdik. Orda da deniz girdik. Hep iskeleler var. Burası daha çok gençlere veya bekar tatili yapanlara uygun. Ama yolundan çok tırstık. Uçurumlu yollar. Tarihi yerleri göz ucuyla gördük tam öğle sıcağıydı ve yolda çok gerilmiştik darlığından sebep tırsmıştık hemencecik gezip dönmek istedik 🙂 🙂 o yüzden gezemedik tarihi alanı. Gerçi ben gezmiştim daha önce. Dondurmamızı yiyip yüzüp geri döndük otelimize.

Bu arada Ayvacık mevkinde Kaz dağları eteklerinde arkadaşım Burak’ ın yeni işletmeye başladığı oteline uğradık. Şirin otelin adı ” Farmidaya Biotel . Tepede misss bir manzaraya bakan tatlı mı tatlı bir otel. Hamağıydı, kedisi tavuğuydu, tuz odasıydı, hamamı saunasıydı, çamur banyosuydu (tabi hamam çamur..vs bunlar kışın ) tandırıydı ,ormanın güzelliğiydi, zeytinyağıydı, lavantalarıydı , odalarının kendine has dekorasyonuydu…. bayıldık eşimle. Tam kafa dinlemelik bir yer. Tek eksisi yüzmek isteyenler için denize gitme sorunsalı…arabası olanlar için sorun değil tabi.. küçük bir havuzu var ama ancak serinlemek veya çocuklar için uygun olabilecek durumda.. Burak’ ın oteli için daha çook ilginç fikirleri var umarım keyifle başarıyla sürdürür bu güzel işi.. Bu arada zaman zaman instagram hesabında çekilişlerde yapıyor belki şansınızı da denersiniz 😉

 

 

Reklamlar
izledimler

Yesterday…..

20190630_124234.jpgKonu çok ilgi çekiciydi. The Beatles hayranı değildim fakat merak ettim. Umduğum gibi gitmedi daha canlı çarpıcı bir bitiş hayal etmiştim. Filmde yazdığı söylediği şarkılarla başarı kazanmaya çabalayan genç bir adam var ve onu daima destekleyen bir arkadaşı. Bir gün tüm dünyada bir elektrik kesintisi oluveriyor ve esas adamımız o anda kaza yapıyor. İyileşme evresinde yine arkadaşlarına şarkı söylerken farkediyor ki kimse The Beatles’ı bilmiyor….ve sonrası izleyin diye anlatılmıyor efenim 😊 eğer müzikseverseniz ne kadar beni hayal kırıklığına uğrattı dediysem de izleyin çünkü her insan her algı farklı 😊 bu arada sigara ve coca cola nın da bu dünyada bilinmemesi ilginçti. Bir yere bağlanacak sandım bağlanmadı ya da ben mi kaçırdım nolur anlayan bilen yorum yazsın.20190630_220121.png

kitaplık

İlber Ortaylı..

Bu beyfendiyi çok seviyorum. Bilgisi, konuşma tarzı, tonton sevecen dede hali.. Kitabını okudum keyifle. Kubilay çok sevdiğimi biliyor. Bir gün de Güldür Güldür programında taklidini görünce iyice benimsedi ve resmini çizmiş. Çok hoşuma gitti 🙂  Tarih, sanat, hayat felsefesi vb konularda bilge birini dinlemek istiyorsanız okuyun derim…

Kitaptan birkaç alıntım olacak tabi her zamanki gibi. Üzerlerine tıkladığınızda büyürler okunmuyor demeyin emi 🙂

izledimler

Dokuzuncu Hayat..

Jamie ‘ min oynadığı filmin kurgusu etkileyici, başarılıydı. Biraz gizem biraz hüzün… Çocuklarla ilgili herşey beni fazlasıyla etkiliyor zaten. Küçük oğlanın kimi zaman ağzından anlatıyor film. Sürükleyici. Gizem sonunda çözülüyor. İzlenesi bir film. Başlangıçı çok farklı etkileyici..

izledimler

Aşkın Frekansları…

2013 yapımı felsefik ilginç bir filmdi. Beyin yakabilir. Benim ki yandı yani. Pek zeki biri sayılmam belki de ondandır. Romantik film gibi görünse de aslında bilim-kurgu artı felsefik bir film. Birkaç kez izlenecek bir film. Anlayabilmek için. En azından benim gibiler için 🙂 Film kaderi şansı sorguluyor. Düşük frekans ve yüksek frekansdan bahsediliyor. Uç frekanslardaki iki insanın ilişkisi olur mu olmaz mı?…..

izledimler

Little Boy…

2015 yapımı bu film savaşın acılarını ne içli anlatıyor… Bir çocuk.. masum tatlı ufacık bir çocuk.. Babasına hayran, babasıyla arasında harika bir ilişki olan bir yavru.. ve savaşa giden baba…… onu döndürmek için elinden geleni yapan ufaklık… o kadar çok istiyor  ki babasının savaştan dönmesini….uğradığı akran zorbalığı.. büyüklerin birbirine ırkçı zorbalığı…. gözyaşlarıyla izledim.  Film bir şeyi öyle güçlü öyle gönülden öyle çabayla istersen o olucaktır inancını hiç kaybetme diyor. …  Aslında savaşla ilgili filmleri sevmem. İçinde çocukla ilgili bir konu olunca işte dayanamıyorum.. Hele de böyle şirin bir oğlan çocuğu.. Öyle güzel rol yapmış ki..savaş olmasın olmasın olmasın olmasın ….. 😦