kitaplık

Bırak ve Rahatla

İşte karşınızda bir kendi kendine yardım , onarma kitabı. ” Bırak ve Rahatla ” Adem Güneş’ in yazdığı kitap..Dili çok akıcı, basit. Öfke kontrolü, sık huzursuzluk hissetme, uçak korkusu, acelecilik, kendini dinlememe, stres gibi konularla ilgili gelişmeniz, değişmeniz gerektiğini düşünüyorsanız tavsiye edebileceğim bir kitap.. Fakat uygulama yani alıştırma yapmaktan hoşlanmıyorsanız bir faydası olacağını düşünmüyorum. Çünkü çok güzel alıştırmalar var kitapta… Ben en çok kendini bırakma, kaygıyı bırakma egzersizini sevdim..En büyük fayda sanırım düzenli yapmak bu tip egzersizleri. Kitaptan birkaç paylaşım yapayım sizlere herzaman ki gibi..

 

 

 

 

kitaplık

Sınırlar..

Yıllaaar önce psikoloğumun tavsiye edip okuttuğu değerli bri kitaptı ” Sınırlar “. Şimdilerde tekrar aklıma geldi ve tekrar okumak istedim. Hayır demede sıkıntı yaşıyorsanız, ilişkilerinizde bazen bile  kullanıldığınızı hırpalandığınızı hissediyorsanız, çocuğunuzu yetiştirirken sınır çizmenin önemini öğretmek istiyorsanız, kendinize zaman ayırmada öz şefkatte sorun görüyorsanız okuyun derim… Bu arada okumak isteyene pdf olarak gönderebilirim de .. takipçim olmanız mail adresimi bırakmanız yeterli 🙂

Kitap nasıl bir şey biraz buraya dökeyim … üzerlerine tıkladığınızda büyütebilirsiniz yazıları..

 

 

 

kitaplık

Süt almaya çıktım ama eve bir bisikletle döndüm :)

Nasıl bir kitap ismi bu ? 🙂 Yazarı Jochen Mai

Kitabımız karar verme konusunu detaylıca işlemiş. Çeşitli karar verme teknikleri var kitapta.. Acil karar vermede neler yapılabilir gibi başlıklar var. Kitabın sonlarına doğru hedef bulma, hedefler oluşturma konusunda çok güzel açıklamalar destekleyici alıştırmalar mevcut. Örnekleri bol, alıştırmaları bol… kararsız biriyseniz kesinlikle okuyun derim 🙂 Üzerilerine tıkladığınızda daha okunaklı ve büyük oluyorlar bu arada…

Benim hayatım boyunca en sık kullandığım karar verme yardımcısı da buydu 🙂

 

 

kitaplık

İlber Ortaylı..

Bu beyfendiyi çok seviyorum. Bilgisi, konuşma tarzı, tonton sevecen dede hali.. Kitabını okudum keyifle. Kubilay çok sevdiğimi biliyor. Bir gün de Güldür Güldür programında taklidini görünce iyice benimsedi ve resmini çizmiş. Çok hoşuma gitti 🙂  Tarih, sanat, hayat felsefesi vb konularda bilge birini dinlemek istiyorsanız okuyun derim…

Kitaptan birkaç alıntım olacak tabi her zamanki gibi. Üzerlerine tıkladığınızda büyürler okunmuyor demeyin emi 🙂

kitaplık

Şımarık Çocuk Bir Şehir Efsanesi

Alfie Kohn’ un kitabı ” Şımarık Çocuk Bir Şehir Efsanesi’ ni bitireli günler oldu fakat bloğa yazmak bir türlü kısmet olmadı. Ağır ağır okuduğum bu kitapta çocuk yetiştirmedeki tutumlarla ilgili fazlasıyla araştırmalara, makalelere değinilmiş. Helikopter ebeveynlik konusu özellikle.. Ödüllendirme, ceza, övgü motivasyon, özsaygı konusu da çok detaylı işlenmiş. Türlü türlü deneyler, çalışmalardan ve hipotezlerden bahsediliyor. Yani akademik bir kitap. Eğitim bilimine ilgi duymuyorsanız ağır gelebilir içeriği, dili.

Şimdi alıntılarımı paylaşmak isterim sizlerle… eğer bloğuma mailinizle kayıtlıysanız ( sağda kayıt yeri var 🙂 kayıt olursanız yeni yazılarımı mailinize haber verecek ) yorum bırakın mail adresinize bu kitabın pdf  halini gönderebilirim ilgileniyorsanız.

— Resim halindeki alıntıların üzerine tıklarsanız okunaklı halini görebilirsiniz.

* * * * *

Şöyle düşünelim: Eğer ebeveynlerin okul ödevlerine fazla karışıp

karışmadığını sorguluyorsak, ödevin yapmaya değer olup

olmadığını (hatta okulda zaten saatler geçirmiş çocuğun evde

neden ikinci vardiyaya başladığını) sorgulamıyoruz demektir.

Eğer çocukları çok kolay veya sık övüp övmediğimizi irdeliyorsak,

övgünün kontrolcü niteliğinden ötürü mahzurlu olup olmadığına

değinmiyoruz demektir.

* * * *

Freud’un ve diğer derinlik psikologlarının yazılarını hiç okumamış

kişiler dahi bilir ki, sürekli atıp tutan ve böbürlenen, başarılarını

anlatan veya pahalı giysi ve takılarını göstermeye çalışan,

herkesten çok daha iyi olduğunu söyleyip duran insanlar, aslında

hiç de etkileyici olmadıklarına dair derinlerde hissettikleri kuşkuyu

susturmaya çalışıyor olabilirler. Rekabetçi birini incelerken

kişiliğinin yüzeyini biraz kazıdığınızda baskın bir özgüvensizlikle

ve kendinden kuşku duyma eğilimiyle karşılamanız gayet

olasıdır. Aynı şey narsistler için de geçerlidir: “Görkemli kişiler

olduklarına inanırlar ( . . . ) ama savunmasızlık ve kırılganlık belirtileri

deneyimlerler; kendilerinden kuşku duymaktadırlar.”19

Saldırgan bireyler için de benzer şeyler söylenebilir

* * * *

Bence ebeveyn olarak üstesinden gelmemiz gereken en büyük

zorluk direnç göstermeyen çocuk tercihimizi bir kenara bırakmak

ve kısa vadeli başarıyı bir ölçüt olmaktan çıkarmaktır

(özellikle de başarıyı alışılmış ve yavan standartlar üzerinden

tanımlıyorsak) . Çocuklarımızın tüm yaşamları boyunca token

(not, para, onay) toplayan değil de, esinleyen ve etkileyen bireyler

olmasını istemez miyiz? Kişisel çıkarları yerine çoğunluğu

düşünmeleri daha makbul değil midir? Gelenekleri farklı bir bakış

açısıyla değerlendirmeleri ve saçma, baskıcı veya kendi amacına

zarar veren unsurları sorgulamaları bizi memnun etmez

mi? Her daim yapılagelmiş olanı sırf her daim yapılageldiği için

sürdürmelerini mi istiyoruz?

Bu iddialı hedeflerin üç bileşeni vardır. Birincisi, çocukların

sevme, umursama ve duyarlılık gösterme eğilimini güçlendirmek ve

“toplum yanlısı” (prosocial) bir yönelim geliştirmektir. İkincisi,

özgüvenlerini ve fikirlerini ortaya koyma eğilimlerini desteklemektir.

Üçüncüsü, kuşkuculuğun ve her şeye uymaktan kaçınmanın

değerini anlamalarını sağlamaktır.

* * * *

Keşfetmeye, fikirlerini savunmaya, bazen hatalar yapabildiklerini kabul etmeye

ve otoriteyi sorgulamaya daha yatkın olurlar. Alışılmadık

yanıt ve tepkilerini gerçekten memnuniyetle karşıladığımızı açık

biçimde ortaya koymamız ve söylediklerimize kafa tuttukları

zaman savunmaya geçmekten kaçınmamız gereklidir. Aslına

bakarsanız, karşı savlarını (onlara katılmasak bile) nasıl olabildiğince

ikna edici şekilde savunacakları konusunda da çocuklara

yardım etmeliyiz. Amacımız bir tartışmayı kazanmak değil,

çocukların kendi başına düşünmesini (ve bunu gittikçe daha da

becerikli biçimde yapmasını) sağlamaktır. Özetle şunu diyebiliriz ki, çocuklar karar vermeyi ancak karar

vererek öğrenebilirler, talimat izleyerek değil. Eğer dünyayı

daha iyi bir yer yapmak için sorumluluk almalarını istiyorsak, o

zaman onlara sorumluluk vermemiz gereklidir. Bu da kontrolü

(ister pervasızca ister de nazikçe uyguluyor olalım) biraz azaltmak

gerektiği anlamına gelir. (Nazikçe kontrol uygulamanın

örneği bizi memnun eden çocuğu övmektir, bu da özgüvensizlik

ve otorite konumundaki kişiye bağımlılık yaratır. Ne kadar

övgü kullanırsak çocuk da övülmeye o kadar gereksinim duymaya

başlar.) Bu ebeveynlik yaklaşımıyla, başkalarıyla ilişkilerimizin

saygı ve işbirliği temelinde ilerleyebileceğini gösteririz.

Bizi otoriteyi sorgularken ve inandığımız bir ülküyü savunurken

görmeleri de çok etkili bir örnek teşkil edecektir.

* * * *

 

kitaplık

Karikatür kitapları..

Türkan Saylan Kültür Merkezi’ndeki kütüphaneyi çok sevdiğimden bahsetmiştim. Kubilay kitap okurken ben de bu şirin seriyi bitirdim. Seviyorum karikatür okumayı.. Hele de böyle sevimlilerini.. Bir de ” Çocuklardan Tanrıya Mektuplar ” diye bir kitap rast geldi. O da çok şekerdi. Zaten ben içinde çocuk olan herşeyi seviyorum sanırım 🙂

 

kitaplık

Dünyayı Değiştiren 26 Asi

İlk kitabın kapağı çekmişti beni. Çünkü illüstrasyonlu kitaplara her şeye ilgim var.  Sonra okudukça ne kadar güç veren, ilham veren ve iyi hissettiren bir kitap olduğunu gördüm. Çizim olduğu için bu süper kadınların gerçek hallerini merak edip sık sık google’ a girip inceledim. Kitabın tasarımı herşeyi çok güzel. Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. Özellikle de kadınlara.