RSS

Aylık arşivler: Ağustos 2013

Evlilikte keramet mi var

patates_1254847882

Evlilik kararı mühim karar… Kalan hayatını değiştirecek bir karar… Ben 08 Nisan 2006′ dan beri evliyim… ve mutluyum çok şükür…6 yıl önce eski blogumda yazmışım bu yazıyı… Bir blogcu arkadaş evlilik hakkında yazar mısın demiş. Ben de erinmemişim yazmışım…Bu blogumda da olsun istedim..Bu arada fotoğrafladığım patates uzun zaman önce kalpli şeylere düşkünlüğümü bilen eşimin bana bir alışveriş dönüşü hediyesidir. Manavda görmüş almış 🙂 ben de hemen fotoğraflamıştım ….

 Bana göre evlilik ev arkadaşlığıdır. Beraber yersin, içersin, evini temiz tutmaya çalışırsın, ev arkadaşına hesap verirsin, maddi olarak evi geçindirirsiniz…vs . Tek farkı ve en güzel tarafı aranızda aşna fişna vardır:) Eğer hayatı beraber sırtlanıcaz, gülücez, eğlenicez, gezicez, birbirimizi üzmiycez, sevicez ve karşımıza çıkan sorunlarda birbirimizi koruyarak sayarak çözüm bulmaya çalışıcaz anlayışıyla evliliğe başlanırsa tadından yenmez evlilik:)

Evlenince herşey ikiliyor. Akrabalar, kurallar, istekler, farklılıklar, talepler, hayaller…. İki farklı cins, iki farklı dünya, iki farklı aileden yetişme iki insan. Bu iki insan aynı evde ölene dek (ben evliliği öyle hayal ettim kendimi bildim bileli…) yaşamaya başlıyorlar. Hayatı beraber paylaşmaya karar veriyorlar. Her evlilik bana göre kendine özgü. Nasıl her insan kendine özgü ise. Bu yüzden evlilik veya ilişki süresince diğer evli veya bekarlardan taktik almalar, dertleşmeler veya anlayış beklemeler pek faydalı olmuyor çoğu zaman. Hatta bazen zararı bile dokunabiliyor.

Hayatın insanın karşısına ne getireceği bildiğimiz üzere bir muamma. Yani bugün zenginsindir yarın iflas edersin. Bugün yakışıklı diye evlenirsin adamla yarın kaza geçirir yüzü dağılır. Bugün fıstık gibi sağlıklısındır yarın hastalık sarar bedenini. Geleceği bilemeyiz ve bilemeyeceğiz. Fakat sağlam olması gereken önemli konular var evlilikte. Uyum, kişilik yapısı ve değerler. Mesela eğer ahlaki değerler birbirine uyumlu değilse bence asla evlilik mutluluk getirmez. Tabi ki kardeşlerin bile tıpatıp aynı olmadığı, tartıştığı, küstüğü normal ise iki farklı ailede yetişmiş, farklı ruhtaki insanın da tamamen aynı hissetmesi, aynı şeyleri istemesi ve aynı tepkiler vermesi mümkün değil. Ama önemli olan tarzdır. Yani “saygı”. Farklılıkları da kendi lehine çevirmeyi bilmek lazım.

Benim evlilikteki üçüm. Şefkat, aşk ve saygı. Bu üçü olmadan evliliği düşünemiyorum. Çok tatsız olurdu. Üçü de birçok şeyi içinde barındırıyor zaten. Saygılı olan aldatmaz, yalan söylemez, ezmez. Şefkatli olan anlar, destekler, korur. Aşık olan ise verir ve alır.

Bence bekarlar evlenmeyi düşündükleri insanı kurcalamalılar. Sırf gezerken eğlenmek, aynı filmleri sevmek, gülüşmek, tensel şeylerden zevk almak evlilik için yeterli olmuyor. Örneğin sorumluluk duygusu evlilikte çok önemli. Kendine hayrı olmayan bir insanın evlilik kurumuna, eşine ve bir gün çocuğu olduğunda çocuğuna faydası olmayacaktır diye düşünüyorum ben. Kişilerin kadın olsun erkek olsun aileye bağımlılıkları da önemli. Kendi ayakları üstünde durmayı beceremeyen, kolayca çevresinden etkilenen (ailesi, arkadaşları..vs) kişilerin evliliklerinde olması gereken bütünlük olamıyor. Çok güzel bir söz vardır “yuva üstüne yuva kurulmaz”. Artık sen bir aile kuruyorsundur, artık sorumluluklar, hayat değişir. Bunun bilinci iki kişi de ortak hisler taşımalıdır ki evlilik de sağlam başlasın. Bu gibi konular iyice tartılmalıdır bence.

Felsefi sohbetler yapmalı birbirini tanımak, anlamak için. Çocukluklarından konuşmalı, güncel olaylardan bahsedilmeli, hayaller paylaşılmalı, bazı senaryolar kurup o konuda fikirler, değerler ölçülmeli. Kızgınlık halinde tepkiler, sinirlenme tarzı önemli mesela. Şiddete eğilim önemli. Saygısız kelimeler kullanıp kullanılmadığı önemli. Tartışmak faydalıdır, ilişkiyi iyiye taşır. Ancak saygılı ve yapıcı olursa tabi. Bu yüzden sadece karşımızdakini memnun etmek için değil, ya ayrılırsak ya beni sevmezse diye kendimizi inkar etmeden kendi duygu ve düşüncelerimizi eşimizle, sevgilimizle paylaşmalıyız. Özellikle sevgiliyken bunlar yapılmalı ki evlilikte hayal kırıklığı yaşanmasın.

Evlilik bence çok değerli mücevheriniz gibi olmalı. Nasıl en güzel mücevher kutusuna koyarsınız. Parlatırsınız. Eğer klipsi yada herhangi bir yerine bir şey olursa hemen tamir ettirirsiniz. Öyle herkese dokundurtmazsınız, özenle korursunuz, pahalıdır. Bence evlilik, eş en değerliniz olmalıdır. Bunlar benim fikirlerim. Dedim ya herkes ayrı bir dünyadır ve her evlilik kişilere özeldir.

Ben her gün eşimi mutlu etmek için birşeyler üretmeyi severim mesela. Eşim benim kadar yaratıcı olmasa da, bazen ona kırılsam da mantıklı düşünmeye çalışırım ve onun yapısı, yetiştirilişi ve doğası gereği benimle aynı olamayacağını ve onu olduğu gibi sevmem gerektiğini düşünüp kendimi rahatlatmaya çalışırım. Önemli olan varlığıdır çünkü. Ayrıca belki çok negatif gelecek sizlere ama beni pozitif etkileyen şey de ÖLÜM ü aklıma getirmektir. Bu yüzden varlığına, sağlığına şükredip kendimi yumuşatırım beklentili zamanlarımda. Bazen de tatlı tatlı küser, tatlı tatlı barışırım:) bu da evliliğin cilve kısmı olur:)

Bence kaç yıl geçerse geçsin insan eşine sıkça dokunmalı, sevgi gösterisinde bulunmalı. Eşini şımartmaya, özel olduğunu hissettirmeye çaba göstermeli.

Çatışma zamanları ise tabi ki evliliğin en zor kısmıdır. Sen kara istiyorsundur, o beyaz. Ortayı bulmak gerekir ki bu da zor olur hep. İşte o zamanlarda şahsen ben bayağı dağılırım, karamsarlaşırım, korkarım. Hiç sevmem küsmeyi, tartışmayı, kırmayı. Ama hayatın gerçeği budur ki o kırılır sen kırılırsın. Bazen onun istediği olmaz, bazen senin. Bazen o bir adım gelir, bazen sen. Bu da beraberliğin gerçeğidir. Dengeli fedakarlıklar yaşandığında sevgi de güçlenir gün geçtikçe.

Evlenmek için evlenmemeli, yaş geçtiği için evlenmemeli, maddi güvence için evlenmemeli, cinsellik için evlenmemeli.

Ömür boyu dostluk, aşk ve güven için yuva kurmalı. “

 

 
3 Yorum

Yazan: 31 Ağustos 2013 in Kalpler, şundan bundan

 

Etiketler: , ,

İçindeki Devi Uyandır! mak istiyorsan

CIMG0696Yıllar önce bana faydası çok olan..severek ilgiyle okuduğum kitaptan alıntılarımı buldum geçen gün..
“İçindeki Devi Uyandır” kitabın ismi. Anthony Robbins yazarı. Eğer kişisel gelişim, psikoloji türü seviyorsanız ve değiştirmek istediğiniz huylarınız düşünceleriniz varsa mutlaka okuyun derim..

Bu arada bu fotoğrafı Nezahat Gökyiğit Botanik parkında çekmiştim. Yeşil..kurbağa, nilüferler..bana huzur veriyor.. İç huzurdan bahsetmişken kitabın resmi yerine bunu eklemek istedim 🙂

* * * * *

* Hayatınızı değiştirmeyi gerçekten istiyorsanız, şu yedi gün içinde hergün beş kere aynada kendinize sırıtın. Bir kulaktan bir kulağa. Bu size çok budalaca görünecek, ama unutmayın, bu fiziksel hareketle, sürekli olarak beyninizde zevke giden bir nörolojik yol yaratacaksınız ve bu alışkanlık haline gelecek. Yapın ve bunu eğlence haline getirin!

* Egzersiz için dışarı çıktığınızda koşmak yerine, sıçrayın. İp atlar gibi. Sıçramak, durumunuzu değiştirmenin çok güçlü bir yoludur, çünkü dört şeyi birden yapar.1)Harika bir egzersizdir. 2)Vücudunuzda yarattığı stres koşmaktan azdır. 3)Yüzünüzde ciddi bir ifadeyle bu işi yapamazsınız. 4) Arabasıyla yanınızdan geçmekte olanları da eğlendirmiş olursunuz!

* Yaşlanmanın yaşla ilgisi yoktur. Hareketsizliktir yaşlanmak. En son hareketsizlik de ölümdür.

* Esas sorun, çoğumuzun ne yapacağımızla ilgili kararlarımızı, uzun dönemde değil, kısa dönemde acı ya da zevk yaratmasına göre verişimizdir Oysa, Başarıya ulaşmak için yapmamız gereken, değer verdiğimiz şeylerin çoğu, kısa dönemli acı çemberini yarıp uzun dönemli zevke ulaşmamızı gerektirmektedir.Geçici korku ve tahrik anlarını bir kenara koyup uzun dönemde önemli olana odaklanmalısınız Yani değerlerinize ve kişisel standartlarınıza Unutmayacağınız bir nokta daha vardır Bizi güden fiilen acının kendisi değil, belli bir şeyin, sonunda acı getireceğinden korkmamızdır Ayrıca bizi güden fiilî zevkin kendisi de değil, belli bir eyleme geçmenin zevk getireceği yolundaki inancımız, bundan hemen hemen emin olmamızdır Yani bizi güden şey, gerçekler değil, bizim gerçeği algılayış biçimimizdir

* Kontrol edemedikleri şeylere odaklanan insanlar sürekli olarak güçsüzleşirler.

* Karakterinize şöhretinizden daha çok önem verin, çünkü karakteriniz, aslında neyseniz odur, oysa şöhretiniz, başkaları sizi ne sanıyorsa odur. James Wooden

* Tekrarlar becerinin anasıdır.

* Başarı, eğer onu paylaşacak kimseyi bulamazsak, değersiz olur.

 
3 Yorum

Yazan: 30 Ağustos 2013 in kitaplık

 

Etiketler: , , , ,

Özel bir hediye..

category_24_6904Çok sevdiğim bir arkadaşımın abisi çekiliş düzenliyor. Konu ” Özel Tasarım Gömlek “.. İşyerimde birçok arkadaşımız gömlek diktirdi ve memnun kaldı.. isim işlemeli, özel kumaşlı..vs.. Hoş bir hediye olacaktır kişiye özel gömlek..

Çekilişe katılmak isterseniz buyrun ;

http://cihansolpuk.wordpress.com/2013/08/28/kampanya-sartlarini-yerine-getiren-ve-cekiliste-1-olan-kisiye-145-tl-degerinde-ismarlama-gomlek-hediyemiz-olacaktir/

 
1 Yorum

Yazan: 29 Ağustos 2013 in şundan bundan

 

Etiketler: , ,

Dondurmayla tanışma şaşkınlığı

Fotoğraf0598 Fotoğraf0599 Fotoğraf0600

Fotoğraf0602 Karamürselde kendimize dondurma alıyorduk. Dondurmacı genç, küçüğe de azcık vereyim mi dedi. Bir bocaladım sonra “amaaan ver be ” dedim 🙂 Eline aldı şaşırdı.. sonra yumuldu.. ama bitirmedi şükür 🙂 Böylece ilk dondurma deneyimi de yaşanmış oldu…..

 
2 Yorum

Yazan: 29 Ağustos 2013 in şundan bundan

 

Etiketler: ,

Düt düüttt :)

Fotoğraf0577Fotoğraf0613 Fotoğraf0612

Birkaç kez arabamız durur vaziyetteyken yani park halindeyken öne almak gibi bir gaflette bulundu baba. Tabi ki deli oldu.. ara ara öne geçtiğinde böyle pür dikkat kesiliyor, direksiyona yapışıyor 🙂 Kötü tarafı arkada araba koltuğunda oturtmakta zorlanmamız…ağlamalar, kendini bir o tarafa bir bu tarafa atmalar ..offf zor..,

Bu arada terlikleri nasıl 🙂 çoraplı kıro :)))

 
4 Yorum

Yazan: 28 Ağustos 2013 in şundan bundan

 

Etiketler:

Kreşe uyum…

Fotoğraf0592 Fotoğraf0594

Fındık oğlum yarım gün kreşe başlayalı 1 ayı geçtik.. Okulunun ismi Boğaziçi Park. Dün akşam şapşiriğimizin kreşinin kurucusu olan tatlı psikolog Canan Hanımla görüştük eşimle. Onunla konuşmak bana çook iyi geldi. Kafamdakileri rahatça açıkça konuştum.

Kubilay ın kreşe uyumunun ağlamasız sorunsuz olmasının çok iyi olduğunu belirtti. Yüzde 2 böyle çocuklarımız oluyor dedi. Siz orta düzeyde kaygılı bir anne olmanıza rağmen çok da pozitifsiniz ve oğlunuza kaygınızı geçirmemişsiniz bu çok iyi dedi.. Bu sözleri beni çok mutlu etti. Çünkü elimden geldiğince kaygılarımı Kubilay’ a yansıtmamaya çabalarım. Genelde onunlayken güleryüzlü neşeli ve pozitifimdir. Zaten o kadar şeker ki ister istemez somurtamam onun yanında. Özgüvenli olduğunu söyledi oğlumun. İnat ve oyuncak paylaşmamanın bu yaşa uygun olduğunu belirtti. Yeme konusunda ısrarcı olmamamızın çok iyi olduğunu söyledi. Emzirme konusunda konuştuk. Önümüzdeki ay bırakma çalışmalarına başlayabilirim belki. 2 yaşına kadar bir aksilik olmazsa tam güne dönmemeye karar verdik. Yarım gün kreş yarım gün anneanne. Küçük olduğu için böylesinin daha iyi olacağını belirtti. Kafam karışıkdı konuşmak iyi geldi. Başka sorular da sordum kreşle ilgili, Kubiyle ilgili…. Ve sohbetimiz beni rahatlattı,tatmin etti… huzurla ayrıldık kreşten….. Çıkarken öğretmeniyle de sohbet ettik. Kadriye öğretmen. Kubinin ara ara ses denemeleri yaptığını bağırdığını anlattı 🙂 Sütünü içtiğini fakat yerken çoğu zaman ısrar gerektiğini inat ettiğini belirtti. Güleryüzlü genç bir öğretmendi, sevdim… Umarım herşey güzel olur… Eylülde yeni dönem başlıyor, yeni arkadaşlar, yeni sınıflar, yeni oyunlar,…..

* İlk fotoğraf Karamürsel’ e giderken otobüsten. Oyalamak zordu. Anneanneyle ben yorulduk. Sağolsun muavin çocuk çok ilgilendi… Öbür fotoğraf Karamürselde plajdan 🙂 Duruşu aynı babası..

 
10 Yorum

Yazan: 27 Ağustos 2013 in şundan bundan

 

Etiketler: , , ,

ciciler :)

çek

http://ebrueliacik.blogspot.com/2013/08/cekilis-yapyorum-english-home-dan.html adresine bir girin..cici hediyeler var çekilişinde 🙂 benden kaçmaaaazzz 🙂

 
2 Yorum

Yazan: 27 Ağustos 2013 in şundan bundan

 

Etiketler: ,

 
%d blogcu bunu beğendi: