kitaplık

Seninle Başlamadı

Yeni bir kitaba başladım tavsiye üzerine. Başladığım bu kitaptan sizlere birkaç sayfa paylaşmak istedim. Etkileyici bir kitap. İçinde düşünerek yazarak çalışıcak çok şey var. Konsantre olmak, içimizdeki dirence direnç göstermek gereken konular da var. Okuyup geçildiğinde bu kitap sadece okunmuş olucak. Fakat yazarak, düşünerek, sorgulayarak, sindirerek okunursa bu kitap eminim birşeyleri değiştirebilir kendimizde. Benim bazen canım istiyor yazmak düşünmek bazense kaçıyorum bitkin hissediyorum yüzleşmeye gücüm olmuyor belki de.. tabi bu dönemde benim için daha da zor bu tür çalışmalar yapmak. Belki okudukça yine kitaptan birşeyler paylaşırım ilerde.

  • üzerine tıklarsanız daha büyük halini okuyabilirsiniz.

Reklamlar
şundan bundan

Basketbol

Erkeğe basketbolu pek yakıştırırım. Kubilay da çok şükür ki sevdi, düzenli gitti. Yaz tatili diye madalyalarını aldılar ve eylüle kadar ara verdi. Babalar grubu da kurdu Titan Akademi. Titan dan çok memnun kaldık sağolsunlar. Babalar da haftada1 akşam buluştular. Baba oğul için güzel oldu. Analar grubu kuraydılar ben de giderdim de nerdeee anaları düşünen 🙂

Kubilay koçlarını çok sevdi onlar da Kubilay’ ı. Çocuklara çok anlayışlı davrandılar tabi disiplini de elden bırakmadılar. İsteğimiz Eylülde de devam etmesi. Umarım herşey yolunda gider de devam eder Kubilay. Spor ve sanat hayatı olan insanın psikolojisi daha güçlü oluyor bunu hepimiz biliyoruz. Desteklemek şart seçimler de hür iradesine ait tabiki.

Ben de zumba yapmak istiyoruummmm 🙂 Dans etmek bana çok iyi geliyor.. Ne güzel gençliğimde latin dansları yapardım hey gidi hey.. Salsalar çaçalar…şimdi anca kına gecesi düğünde halaya geç..

aldımverdim

Ben ve ben

Geçenlerde Kubilay’la sohbet ederken güzellikten laf açıldı. Bana bazen çirkin olduğumu söyledi düdük oğlum 🙂 sonra düşündüm çocuk çok haklı.. Bu sıralar o kadar bitkin bakımsız kendimden uzağım ki.. bazen duş almak bile erindiriyor beni. Oysa ben ne kadar canlı biriyimdir. Sanırım depresyondayım…Eski fotoğraflara bakıyorum yüzüm ışıl ışıl..yanaklarım pembe.. gözaltlarım canlı….. sonra diyorum e 41 yaşındasın artık.. ne krem kullanıyorsun ne düzenli spor yapıyorsun.. kilo aldın verdin…vs vs..

Silkelenmem lazım belki de… 41 bakımına girmem gerek …

Elimde aylardır duran birkaç krem birkaç makyaj malzemesi var… tarihlerine de emin değilim ne zaman açtım kapağını meselesi..

Birkaç blogda ve instagramda Mac markasını çok övdüklerine şahit oldum.. Hiç kullanmadım almadım bu markadan ürün. Arkadaşım Mac in allığını rujunu çok sevdiğini çok da uzun süre dayandığını söyledi. Turuncukasa internet sitesinde Mac makyaj ürünlerine bakındım fiyatlarına çünkü indirimleri güzel. İstediğim kaliteli bir rimel en çok da. zaten taktı mı hep aynı şeyi kullanırım öyle çok çeşit de istemem. gerçi bir ara mor rimel ve yeşil rimel almıştım çok da severek kullanırdım. O zamanlar daha sık makyaj yapıyordum şimdi nerdeyse çook ender.. oysa bir ruj bir rimel allık insanın yüzüne enerji katıyor … da eriniyorum bu ara herşeye.

belki de paraya kıyıp şöyle fiyakalı kaliteli bikaç bişi alıp kendimi şımartmam gerek. güneş koruyucu da almalıyım.

Bu arada blogumu okuyanlara mutlu,sağlıklı bayramlar ….

 

izledimler

Eskiler..

Kubilay’ ı Kemal Sunalla tanıştırdık. Adile Naşitle…Şener Şenle…Zeki Alasya ile………

Tosunpaşa ile başladı. Köyden İndim Şehire ye çok güldü… Bir ara fazlaca “eşşooleşşek” diye taklidini yapıp durdu. Kreşte öğretmeni de kötü kelime demiş. Kubilay’ a anlattım kötü kelime olduğunu sadece Kemal Sunal’ ın filminde komik bir an olduğunu her yerde söylenmeyeceğini falan filan 🙂

Bir sürü çizgifilmler var. Bizim küçüklüğümüzde güldüğümüz sevdiğimiz filmleri de bilsin istedik babasıyla.. İyi yapmışız çok eğleniyoruz izlerken..Biz de o günlere dönüyoruz onun sayesinde.

şundan bundan

Kanser…

Bu başlığı yazdım yazdım sildim… Nerden başlasam nasıl anlatsam bilemiyorum. Buraya yazmalı mıydım yazmamalı mıydım onu da bilmiyorum.

Annem kansermiş. Martın sonuydu öğrendim. Yumurtalık kanseri. Sonra karaciğerde de tümör var dediler.Sonra o sonra şu sonra bu. mr lar tomografiler kanlar ameliyat şu bu şu bu…..ameliyatta anlaşıldı ki pankreas safra kesesi bağırsaklar nerde ararsa tümörler… acı gözyaşı çaresizlik korku yorgunluk … hayat tepetaklak… dik durmaya çalışıyorsun. güçlü olmaya güçlü gözükmeye çalışıyorsun. çalışmak zorundasın, çocuğuna yansıtmamak zorundasın, evini sorumluluklarını ihmal etmemek zorundasın, herşeyi halletmek zorundasın…. oysa aslında tek istediğin kaçmak, yok olmak. yapamıyorsun .. yapamazsın.. hayat devam ediyor..

bazen sarıyorum…anneanne bağırsak kanserinden dayı akciğer kanserinden ölmüş.bunu bu süreçte öğreniyorum. ya ben de olursam…ya ben de böyle acı çekersem diye bu sefer sarıyorum. kardeşlerime birşey olursa..eşim kanser olursa.. ya çocuğuma bişi olursa…. bazen kafayı yiycek gibi oluyorum. olumlu düşün aslı diyorum sakin ol aslı. geçecek diyorum. hayat bu diyorum. hastalık da bizim için ..herşeyin çaresi var diyorum… ölümden kaçılmaz diyorum.. hepimiz öleceğiz diyorum.. nefes egzersizleri yapıyorum..dua ediyorum hayal kuruyorum umut etmeye çalışıyorum…….

Ne zormuş bu hastalık.. ne zormuş karşında acı çeken biri ve birşey yapamamak.. İlk kemoterapiyi aldı 1 haftayı geçti.. çok ağır geldi.. o kadar zayıfladı ki..yukarıdaki fotoğraftaki kadınla ilgisi yok… annem anneme benzemiyor. artık sanki benim annem yok. Çok depresif. umutsuz.agresif. kemoterapiyi de istemiyor. zorluyoruz. yemeye zorluyoruz. azimli olmasına zorluyoruz. kemoterapiye devam etmesi için zorluyoruz….su içmeye zorluyoruz…….hayatı zorluyoruz. daha önümüzde neler var ne yapacağız o kadar korkuyorum ve üzülüyorum ki kelimeler yetersiz geliyor acımı anlatmaya.

Bazen rüyaymış da uyansam diye dua ediyorum. Diyorum meğer hiç derdim yokmuş benim. Ne nankörmüşüm be ben diyorum. Gerçek dert sağlıkmış. Diğer kısımlar neymiş ki dertmiymiş..

İşte yazdım döktüm içimi.. aslında içimi dökmem imkansız… çünkü o kadar doluyum o kadar üzülüyorum ki.. ne kadar yazsam ne kadar ağlasam yetmez yetmiycek gibi.

acıları dinsin istiyorum. şifa istiyorum. huzur bulsun bulayım istiyorum.

İşte böyle blogumu okuyanlarım… sağlıkla kalın..sağlığı önemseyin.. tetkiklerinizi kontrollerinizi ihmal etmeyin nolur.. ve lütfen çevrenizde kanserli, yatalak vb tanıdıklarınız varsa arada ziyaret edin. bir çiçek bir çorba bir güleryüzle..

 

kitaplık

Eşekli Kütüphaneci

Finlandiyadaki eğitim sistemiyle ilgili nette araştırma yaparken bir blogda Eşekli Kütüphaneci’ye rastladım… Bilmediğim için de utandım.. Kıymetli insan..Olanaksızlıklar içinde neler yapmış neler yaratmış. Okumayı sevdirmek için ne çabalar harcamış. Hikayesini kesinlikle bilmeniz şart…

2005′ de vefat etmiş. Kitabı okudum sizlere birkaç sayfa buraya ekledim.. Ayrıca eklediğim videonun daha fazla nette var ilginizi çekerse izlersiniz.

kitaplık

Şamu..

İşyerimizin kütüphanesinde rastladım bu kitaba.. ” ŞAMU BANA HAYAT AŞK VE EVLİLİK HAKKINDA NELER ÖĞRETTİ ” İlginç geldi. İsmi bence ofsayt. Çok uzun. Kitabın yazarı bir gazeteci. Amy Sutherland. Vahşi hayvan eğitmeninden öğrendiği teknikleri eşinde, annesinde hayatında kullanmasını anlatıyor. Dili akıcı, zaman zaman esprili. Hayvanların eğitilmesiyle ilgili ilginç detaylar da var kitapta. İlk başta kulağa aşağılıyormuş gibi gelebilir ama farklı gözden bakınca kitap ilginç geliyor ve de eğlenceli 🙂

Kitabın tanıtımında şöyle yazıyor ;

” Vahşi hayvan eğitmeninin teknikleriyle kocasını yola getirdi. Amerikalı eski gazeteci Amy Sutherland bugün üç yıl öncesine göre tamamen farklı bir kişi. Daha iyimser, daha sabırlı, daha sakin, insanları daha az yargılıyor. Ne oldu da Sutherland böyle oldu? Antidepresan mı kullandı? Yooo! Sihirli bir psikoloğa mı denk geldi? Hayır! Yoga? Değil! Hidayete erdi? Alakası yok! Harvard Üniversitesi’ne bağlı bir enstitüde vahşi hayvanlar nasıl eğitilir konulu bir yıllık eğitim programına katıldı. Amacı öyle birkaç kere derslere girip, katılımcılar, hayvanlar ve öğretmenlerle ilgili bir yazı dizisi hazırlamaktı. Ama dersler tahmin ettiğinden daha ilginçti. Bir yıl boyunca enstitüye gidip geldi. Eğitmenlerin hayvanlar üzerinde kullandığı teknikleri farkında olmadan hayatına uyarladı. En güzeli de hayvan eğitme tekniklerini kocası Scott’ın üzerinde kullanıp terapilerle düzelmeyen evliliğini kurtarmasıydı. Sutherland’in bu deneyimlerini anlattığı kitabı şu anda New York Times gazetesinin çok satanlar listesinde. Bir film şirketi de kitabın haklarını satın aldı. -Ezgi Başaran/ Hürriyet- Asla böyle bir kitabı yazmayı düşünmemiştim. Ama hayvan eğitiminin beni böyle değiştireceğini de beklememiştim… Deneyimlerim, düşünmenize, birkaç kahkaha atmanıza, hafif dozda felsefi düşüncelere dalmanıza ve… bazı küçük sorunlarınızı çözmek için bir yol bulmanıza yarayabilir. Ya da sizi tepeden tırnağa değiştirebilir… -Amy Sutherland-  “

Bunlar da benim fikriniz olsun diye seçtiğim sayfalar…