izledimler

Little Boy…

2015 yapımı bu film savaşın acılarını ne içli anlatıyor… Bir çocuk.. masum tatlı ufacık bir çocuk.. Babasına hayran, babasıyla arasında harika bir ilişki olan bir yavru.. ve savaşa giden baba…… onu döndürmek için elinden geleni yapan ufaklık… o kadar çok istiyor  ki babasının savaştan dönmesini….uğradığı akran zorbalığı.. büyüklerin birbirine ırkçı zorbalığı…. gözyaşlarıyla izledim.  Film bir şeyi öyle güçlü öyle gönülden öyle çabayla istersen o olucaktır inancını hiç kaybetme diyor. …  Aslında savaşla ilgili filmleri sevmem. İçinde çocukla ilgili bir konu olunca işte dayanamıyorum.. Hele de böyle şirin bir oğlan çocuğu.. Öyle güzel rol yapmış ki..savaş olmasın olmasın olmasın olmasın ….. 😦

Reklamlar
izledimler

Jamie Dornan….

Herşey bir gün can sıkıntısından film seçmeye çalışmakla başladı. Grinin Elli Tonu’ nu gördüm filmler arasında.. Sonra bir zamanlar kitabını okuduğumu hatırladım. Hayret nasıl olur da filmini izlememiştim. Hele de aşk meşk filmlerini seven ben 🙂 Hemen açtım……veeeee çok çok sevdim filmi. Hem Jamie’ ye hem Dakota’ ya bayıldım. Filmdeki tutkulu ilişki, tutkulu aşk beni çok etkiledi. Ben kolay kolay bir filmi birden fazla izlemem. Filmin 2. sini 3. sünü …hepsini ikişer kez izledim. Tabi sonrasında Jamie tutkum bitmedi. Diğer filmlerini de merak ettim. Oyunculuk sadece aşık adamı oynamakla bitmiyor. Yakışıklı olmakla da değil mi 🙂 ? Beni daha çok etkilemeliydi ki fanı olayım ha ha :0  Ve nitekim “The Fall” dizisini izledim ve yok artık dedim.. Nerde o tatlı seksi adam. Manyak psikopat bir katil…. Hiç sevmem cinayetli filmleri.. Ama çok etkilyeici bir diziydi.. Ve çok sezonlu uzun bişi değil.. izleyin derim cinayet, polisiye seviyorsanız..  Aşkın Kanatları ( Flying Home ), Robin Hood, Jadotville Kuşatması , Anthropoid izlendi. Bir de internette kısa bir filmi vardı gencecikken oynadığı. Onu da izledim. Diğer filmlerine devam vakit buldukça. Bir dizisini buldum ” Death  and Nightingales” diye. Daha 1. bölümü var internette izledim.. Umarım diğer bölümleri de bulurum. Bu arada meğer eskiden epey izlediğim sonra bıraktığım Once Upon A Time dizisinde de varmış benim fındık …  Artık takibindeyim beyfendinin 😉

Kendisi 1 mayıs 1982 doğumlu, Kuzey İrlandalı.. 2 çocuklu karısına düşkün bir adam. Nerden mi anladım. Çok röportajını okudum izledim de.. 16 yaşındayken kanserden annesi ölmüş. 2 kız kardeşi var. Calvin Klein”, “Dior” gibi markalar için mankenlik yapmış. Müzisyenlik tarafı da var. Bakınız aşağıdaki videosu 🙂

İzledikçe dizilerini filmlerini sanırım devam edecek onunla ilgili yazılarım 🙂

Bu arada ne yazıkki sosyal medyadan hoşlanmıyor o yüzden kişisel bri hesabı yok böhhüüüü

Hürriyette Barbaros Tapan’ ın Jamie ile yaptığı bir röportaj var 2016 yılında ; http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/magazin/jamie-dornan-ahlak-bekcisi-degilim-40288837

 

izledimler

Green Book

Sinemada izlemek nasip oldu nihayet bu filmi. Gerçek hayattan bir parça olması etkileyici. Kötü önyargının acımasızlığı ve insanlara verdiği zararı ne etkileyici ifade etmiş. İzlerken birçok yerinde sinirden kudurdum. Anlam veremiyorum bir insana renginden dolayı nasıl böyle davranıldığını. Tabi bu filmde renk meselesi, ırk meselesi var. Fakat hayatımızda ise mezhepti, memleketti, statüydü, engelli olmaktı, eşcinsellikti, ateistti, şuydu buydu o kadar çok örnek var ki yaftalamaya, haksızlığa, saygısızlığa dair…

En iyi film Oscar ödüllü bu film. Filmin başka başka da ödülleri var elbet isimlerini hatırlamadığım. İlgiyle keyifle ve bazen de hüzünle izlettiriyor film kendini. Araya serpiştirilen esprili anlar ise pek tatlı. Başrollere bayıldım. Muhteşem oynamışlar bana kalırsa…

ASLIFİKİR 🙂 ( bundan sonra izlediğim filmlere böyle yazmak istiyorum 🙂 anafikir babında 🙂 😛 )

” Herkesten mutlaka birşey öğrenirsin kimseyi küçümseme, yargılama ” 

izledimler, şundan bundan

Film fırtınası…

İzlediğim filmlerden kısa kısa bahsetmek isterim.

” Birthmarked ” ilginç bir film. Ebeveynlik, çocuk yetiştirme konusuna ilgi duyuyorsanız izleyin derim. İki bilim insanı 3 çocuk yetiştiriyor fakat emelleri başka…başka ama bu kadar basit değil çocukları kobay yapmak…

” Dead in a Week : Or Your Money Back  ”  Ölmeye karar veren ve defalarca deneyen bunu da başaramayan genç evladımız sonunda kendini öldürtmek için bir kiralık katil tutuyor. Katille anlaşma anları çok keyifli 🙂 Fakat işler umulduğu gibi gitmiyor… Farklı bir komedi…

” The Back-Up Plan ” bir Jennifer Lopez filmi. Severim hatunu ve bazı şarkılarını. Konusu da ilgimi çekince izlemek kaçınılmazdı. Tatlı bir aşk filmi. Annelik arzusuyla yanıp tutuşan Jennifer fıstığı artık ümidi kesiyor aşktan ve kendine sperm yükletiyor 🙂 benim tabirim bu 🙂 🙂  veeeeee gerisini merak ediyorsanız izleyin. Ben keyifle izledim..

” Book Club ” Yaşları ilerlemiş 4 yakın arkadaş her ay bir kitap seçer okurlar ve üzerine sohbet ederler. Bu sefer seçtikleri kitap erotiktir. Şu ünlü ” Grinin Elli Tonu ” kitabı 🙂 Ve bu kitapla maceralar başlar .. Eğlenceli bir kadın filmi 🙂 Gençliğimin Don Johnson ını da filmde görmek hoş oldu..

” Little Miss Sunshine ” filmi eski bir film. 2007 filmi. Epeydir izlemeye niyetlendiğim ama bir türlü izleyemediğim. Nihayet izledim. Şeker bir film. Filmin en şekeri tabi ki küçük tatlı kız.. Hele de ağladığı sahne yok mu.. naif bir aile filmi. yer yer hüzünlü..yer yer komik.

 

 

 

izledimler

Acayip Güzelim

Böyle çevirmişler bizim sinemacılar 🙂 Orijinal ismi ” I feel pretty ” aslında. Benim keyifle izlediğim bir filmdi. Başroldeki kız bence çok tatlıydı. Ki sonunda o da anladı ne kadaaa tatlı olduğunu 🙂

Başroldeki şeker kızımız kendini çirkin, şişko, beceriksiz görüyor. Ve toplumun onu dışladığını düşünüyor hep. Bir gün kafasına bir darbe alıyor veeeee… bence gerisini izleyin. Özellikle de dış görünüşünüze takıksanız….

izledimler

Hitler dünyaya geri gelirse….

Film sitelerinde gezinirken afişini görünce ilgimi çekti. ” Er ist wieder da ” 2015 yapımı bir  Tarih filmleri sevmem pek. Eşim için bakayım dedim. İyi ki de bakmışım epey ilginç bir filmdi. Eşimle izledik. Film meğer kitaptan uyarlamaymış. Tımur Vermes miş yazarı.

Hitler 21. yüzyılda Almanya’ da uyanıveriyor.. İnternet, bilgisayar, gençlik, Almanyadaki azınlıklar, televizyon….. herşeyi kurcalıyor. Benim en çok hoşuma giden halkın gerçek tepkilerine doğal konuşmalarının da kurguya katılması idi.

Sözcü, Hürriyet gazetelerini görmek, türklerin de adının geçmesi ilginçdi tabi.

Farklı bir film izlemek isterseniz.. kara komedi severseniz..tarihe de biraz meraklıysanız izleyin derim.

izledimler

Filmlerden bir demet..


Juliette Binoche’ u severim. Fransız filmlerini de… ” La vie d’une autre ” filmin adı. “Başka Bir Kadın ” olarak çevirmişler bizde. Uyandığında kendini yıllar sonrada bulan bir kadının gel gitleri… Ben beğendim, ilgiyle izledim.

Anaokulu Öğretmeni yani The Kindergarten Teacher filmi hüzün verici kasvetliydi. Buna rağmen merakla izletiyor kendini. Kadının takıntılı hali ve gerçek hayattan kopuşu. Çok duygusal olmak, hassas olmak insana zarar işte… bu film de net bunu gösteriyor bence.. Öğretmenlik ne kadar önemli bir meslek. Hele de anaokulu öğretmenliği.

” Cebimdeki Yabancı ” türk filmini izlediniz mi? İşte o filmin yabancı versiyonu bu film. ” Le Jeu “  İzlemesi keyifli, heyecanlı, yer yer düşündürücü, biraz paranoyaklaştırıcı.  Bu Fransız versiyonu. Bir de İtalyan versiyonu varmış. Belki bir gün de onu bulur izlerim. Cep telefonunun hayata verdikleri ve hayattan aldıklarını düşündürebilir. Tabi düşünmek istersen.