RSS

Tropicana…

Fotoğraf1610 Fotoğraf1614 TRO TRO2Fikrimühim üyesi olarak yine güzel bir etkinliğe denk geldim. Tropicana meyve suyu.. Gönderilen ahşap kutuya bayıldım. Cömert bir etkinlikti bu etkinlik. Ben hazır kutu meyve sularına karşı mesafeliyim. Özellikle Kubilay’ a içireceksem… İlk deneyen fındığım oldu tabi. Beğenmiş görünüyordu :) Evin beyi zaten sever meyve sularını.. Ben de tadını sevdim. Vişne, kayısı ve şeftaliyi denedim. Merak ettiğim çilek ve elma suyu.. sırada bunlar var. Tropicana meyvenin nerde iyisi meşhursa o yöreden topladığı meyveleri kullanıyor. Etkinlik için verilen migros indirim kuponlarını arkadaşlarıma verdim. Birkaçından aldığım dönüşe göre memnun kalmışlar. Tadını sevmişler. Kampanya hakkındaki yorumları Twitter ve İnstagramda #Memlekettadi tagiyle takip edebilirsiniz.

 

Etiketler: , , ,

“Acele Etme Çabuk Ol” Aydın Boysan

Fotoğraf1676

Dopdolu bir adam… Yazmış…. Ben de okudum…

İşte birkaç alıntım ;

* Yaşanan insan ömürleri hiçbir değişikliği olmayan zaman akıntıları olursa, bezdirir, bıktırır. Zamanın akışı matematik olarak değişmez ama , bu sürelere anlam farklılıkları katarak çeşitlemeler yaratılır.İnsan ömrü zamanlarında yaratılan bu farklılıklar yaşamları daha da renklendirdiği için ruhsal tedavi ilaçları olurlar.

* Ömrümün ilk 15 yılını yaşadığım evlerde elektrik cereyanı ve akarsu yoktu. Gaz lambası ile aydınlanır, eşekli sakaların mahalle çeşmesinden getirdiği su ile yıkanırdık. Samatya Narlıkapı Çıkmazı’ndaki evimizde 15 yaşında ilk kez elektrik cereyanına kavuşarak unutulmaz bir bayram sevinci yaşamıştık (1936)

* Filozof Rochefoucault’ ye göre : “Akıllı görünme isteği çoğu zaman akıllı olabilmeyi önler.”

* Beyoğlu deyince unutamayacağım mekanlardan biri de Çiçek Pasajı’dır. Bu pasaj bu adı olağanüstü ilginç ve hoş olaylardan alır.

1917 Devrimi’nden sonra ülkelerinden politik nedenlerle kaçan Rus ailelerinden bazıları yıllarca süren geçici zamanlarda da olsa İstanbul’ a yerleşir. Çoğunun yaşama şartları zorluk içindedir. Her biri elinden gelen her türlü işi özveri ile yapmaya girişir ki, geçinmek mümkün olsun.

Bu ailelerin genç kızları da gezici olarak Beyoğlu’nda ayakta çiçek satmaya girişirler. Hınzır delikanlılar kendilerine sataşınca da girişi İstiklal Caddesi’nd olan bu pasaja kaçarak sığınırlar ki kendilerini sokak çapkınlarından korusunlar. Adı bu nedenle Çiçek Pasajı’dır.

* Sarhoş sözcüğü toplumumuzun bir bölümünde aşağılamak için kullanılır. Bu sözcüğü kullananların çoğu, sözcüğün nereden kaynaklandığını , ne anlama geldiğini bilmezler bile !

Bu sözcük “ser” ve “hoş” sözcüklerinin birleşmesinden doğar. Ser “baş” demektir, hoş ise “hoş” ( güzel, iyi tatlı ). Yani kısaca “başı hoş” kişi demektir. Bu sözcük aslında kibar ve ince bir övgüdür.

 
2 Yorum

Yazan: 15 Ekim 2014 in kitaplık

 

Etiketler: ,

Eğlenerek büyüsün…

akubiOğlumun neşesi neşem… Onu neşelendirmek için çok efor sarfetmiyorum açıkçası. Çünkü doğam buna uygun :) evde kılıktan kılığa girmek için çok ıvır zıvırım var. Ara ara orayı açıyoruz saçmalıyoruz çok eğlenceli oluyor. Bu karelerden çok daha komik ilginç kılıklara giriyor giriyorum :)

Suluboya aldım fındığa. Suluboya çalışıyor bu ara.. bir de o pis suyu içicem diye ısrar etmese…

Hülahop mudur nedir onu epeydir istiyordu sonunda aldım. Ona her istediğini almak istemiyorum ama ondan daha hevesliyim oyuncağa, oyuna, çıkartmalara, arabalara, çocuk kitaplarına….

Bizden diyaloglara devam;

13 ekim 2014

  • Anne seni çok seviyorum
  • ( ehe ehe ) Anneni neden seviyorsun tatlım
  • Çünkü Dilek öğretmeni de seviyorum
  • neyy !

10 ekim 2014

Anne yeni ayakkabılarını giymiştir o gün. Anne oğul merdivenlerden çıkmaktadırlar. Oğul ardı ardına bu cümleleri söyler..anne kala kalır :)

- Annee ayakkabın çok güzel. Yeni mi aldın? Nerden aldın? Pazardan mı aldın?

 
Yorum yapın

Yazan: 14 Ekim 2014 in şundan bundan

 

Etiketler:

38 hoşgeldin..doğumgünüm bugün..

FotoğrafBugün doğumgünüm…

Yeni bir yaş… neler göreceğim daha yaşamda bakalım..

Kendime aldığım superman sweatimin etiketi bu.. bayıldım… Süper ve mutlu 38 olsun bana ne diyeyim…..

 
7 Yorum

Yazan: 11 Ekim 2014 in etiketler, şundan bundan

 

Etiketler: ,

Neler neler..

ablog

Bizden bir kolaj…

* Yine bir tavuk/nohut/pilav sokak macerası.. ( Macera lafını artık çok seviyorum. Çünkü Kubilay kullanmayı çok seviyor. Güya kitap okuyor mırıl mırıl. ikide bir ” çok maceralı ” deyip duruyor )

* Kubilay barbunya ayıklıyor. Pişince de bak seninle yaptık diyorum, hoşuna gidiyor ve yerken daha az itiraz ediyor beraber pişirdiğimiz şeylere..

* Yemekleri şirin renkli farklı tabaklarda farklı şekillerde sunmak çocuklara iyi geliyor.. Bu ara favorim kürdanlar ve çubuklar.. Onlarda ısırmaya yemeye bayılıyor. Tabi ki dikkatli olmak gerek bir yerlerine batmasın acıtmasın diye.. Gurme sebzeli piliç sosis diye birşey aldım..uzun makarnaları pişirmeden önce ..ay neyse resimden anlamışsınızdır zaten :) tarif etmiyim.. işte böyle pişirdim çok hoşuna gitti.. bunu tavuk ve ya köfteyle yapmalıyım daha sağlıklı olur.. sosis sonuçta çok da iyi değil.. sonra meyveleri bu şişlerle veya kürdanlarla yediriyorum..ayrıca kürdanların boncukluları var onları da çok kullanıyorum.. patatesi seviyor.. patates püresi yaptığımda içine mutlaka brokoli gibi sebzelerden az az koyuyorum ve beyaz peyniri sade yemiyor diye püreye koyuyorum farketmiyor yiyor mutlaka…

* Kreşde kurban bayramı için kart yapmışlar öğretmeniyle :) bayılıyorum kreşteki etkinliklerini evde kendince anlatmasına tarif etmesine… Öğretmenini çok seviyor.. Hatta bir kere bana ” sen Dilek öğretmen ol ” dedi ben de neden dedim ” Dilek öğretmeni çok seviyorum ” dedi “Neden ” dedim. ” Çünkü çok tatlı ” dedi. diğer bildiğim öğretmen isimlerini de sayıyorum meraklı anne olarak… onları da seviyor arkadaşlarını da..bişiler anlatıyor komik komik..  Tuğçe öğretmen  beni öptü / Can ağladı  / Ela yok tatilde / Eren düştü / van tu tri for fayv :) ( ingilizce öğrenmeye başladılar da )  …Kreşte herşey iyi gidiyor çok şükür..Maaşallah bin kez… Dilek öğretmenimize burdan öpücükler sevgiler bu arada :) Sen oğlumu mutlu ediyorsun Allah da seni mutlu etsin :) tabi diğer öğretmenlerimize ve çalışanlara da minnettarım..

* Bu aralar karanlıktan korkmaya başladı.. bu yaşlarda doğalmış zaten….üzerine gitmiyor, korkusunu küçümsemiyoruz, rahatlatmaya çalışıyoruz… Bununla ilgili biraz araştırıcam.. uzmanların görüşlerinden bir yazı hazırlamayı düşünüyorum. Yakında yazarım..

* Ve Kubilay çapak nedir öğrendi…. bir gün sonraki laf şudur ;

” Annee çapağımı aldım dışarı attım kuşlar yesin diye “

Anne kişisin :     hıı ne niye ???? !

” Çünkü çok acıkmışlar “

:)

yüzü hep gülsün çocuklarımızın..

savaşsız, kansız, şiddetsiz günler yaşasınlar…

 
5 Yorum

Yazan: 10 Ekim 2014 in şundan bundan

 

Etiketler: ,

Hediyeyi kim sevmez ki…

Fotoğraf1602 Fotoğraf1603

Severek , maharetine özenerek takip ettiğim “turuncu oda” bana öyle tatlı bir jest yaptı ki…

Çok çok mutlu etti beni.. sağolsun varolsun.. Bu linkte  ( http://www.turuncuoda.com/2014/06/dekoratif-tabak-yapm.html ) görüldüğü üzere şeker bir şey yapmıştı. Tesadüf benim blogumun ismi olmuştu tabakta. O da bana hediye etti..

Çok şanslıyım :)

Fotoğraf1615Fotoğraf1616

Şans demişken beni bilenler bilir hediye çekilişlerine , şans denemelerine katılmayı çok severim.. ve kazandım birini :) http://beautywiththeobromine.blogspot.com/  ‘ un çekilişini…çok cici bir paketle hediyelerimi göndermiş sağolsun. Bir de çikolata eklemesin mi yanına :) gönlümü fethetti..

Fotoğraf1606Melek figürünü çok severim. Tatlı bir arkadaşım :) ( büyük ihtimal okuyacaktır bu satırları..sıkı takipçimdir sağolsun :) ) beni düşünüp bu hoşlantımı bilmeden bu şirin kitap ayracını almış.. Tatlı bir tesadüf …

Fotoğraf1617ve son olarak bana diyet bozduran bu sürprizi eklemeden olmaz :) Kahrolsun diyeti sabote eden arkidişlerrrrrrrrr.. :) denemelisin dedi…veeee çook beğendim.. buz gibi yoğurt ve istediğin zamazingolar..fındıkdı nutellaydı çilekdi….oyy oyyy..

Bu güzellikler sanki bana erken doğum günü hediyesi oldu..  Hepsine teşekkürlerimi huzurlarınızda sunmak istedim..

 

 

Çocuğa terbiye…

dünya çocukBugün Dünya Çocuk Günü…Yazmak istediğim birşeyler vardı bu konuda..ve bugüne denk gelmesi bir işaret gibi. Çocuk sevgisi bizim toplumda bence kuru bir sevgiden ibaret. İçinde saygı, hoşgörü barındırmıyor. Bu da beni ifrit ediyor. Hele şiddet..gerek sözlü gerek bedensel şiddet…Tahammülüm yok. Yolda, parkta orda burda çocuğuna korkunç laflar sayan veya çocuğunu çekiştiren birini görünce ciddi fena oluyorum zor kendime geliyorum sonrasında. Büyükler hayatlarındaki yorgunluğun, çaresizliklerin, sinirin, zayıflıklarının bedelini çocuklara ödetiyorlar.

İşyerinde çok yorulduysan onun suçu yok,

Kocana kızdıysan onun suçu yok,

Arkadaşınla kavga ettiysen onun suçu yok,

Trafik sıkışıksa onun suçu yok,

Paraya sıkıştıysan onun suçu yok,

Sen kendi hayatını yönetemiyorsan, kendi psikolojinle bir yetişkin olarak ilgilenemiyorsan çocuğun suçu yok….o masum… terbiye etmek örnek olmaktır. Sevgiyle, disiplinle, anlayışla terbiye edilir. Edilmez zanneden beceriksizliğine sığınandır.

Bir evlat dünyaya getiriyorsan ona karşı elinden gelen saygı ve sevgiyi göstermek zorundasın. Öfkenin, zayıflığın, şartların arkasına sığınamazsın.

Bedenleri küçük olabilir ama ruhları çok engin… ve şiddet ( bir fiske de aynı bir hakaret de ) o ruhlarda ne yaralar açar kim bilebilir,, kim garanti verebilir.

Ben de allahın bir kulu olarak sinirleniyorum, yorgun oluyorum, çaresizlikler hissediyorum yaşamımda… ama onu yaralamamaya bunların bedelini ona ödetmemeye son gücümle çaba gösteriyorum. Hatam olursa özür dileyip açıklamalar yapıyorum. Tabi bu yalama gibi olursa anlamı yok. Yap özür dile yap özür dile…bazı hataların özrü ruhta kabul görmüyor. Ben yaşadım. Gönül özür kabul etmiyor bazen. Bu yüzden biz yetişkin olarak kendimize çeki düzen vereceğiz özüre sığınmak yok benim kitabımda.

O benim en kıymetlim bu dünyada…canımdan can… yıllarca beklediğim bebeğim, yavrum… şimdi bir bebek..ama “ insan “ olucak “ adam “olucak…benim görevim yol göstermek, yol açmak sevgiyle, anlayışla, sabırla.. geri kalan onun hür iradesi, seçimleri, kaderi…..son olarak Allah utandırmasın diyorum ve birkaç uzman cümlesini de yazarak Dünya Çocuk gününü kutluyorum. Ve paylaşabilirseniz bu yazımı paylaşmanızı rica ediyorum….

‘Çocuklar dövülmeden terbiye edilir mi hiç’ şeklindeki yaklaşım, çocukların şiddeti normalmiş gibi algılamasına sebep olmakta, çocuk, kardeşini, arkadaşını dövmekten çekinmemektedir. Ailedeki olumsuzluklar, hemen çocuğun iç dünyasına yansır.
Çocuğa doğru davranışları öğretmek çocuk eğitiminde elbette ki çok önemlidir. Ancak, çocuk kendini kontrol etmesini ebeveynlere ve diğer büyüklere bakarak daha çok öğrenir. “

” Dayak atmanın çocuk eğitiminde yeri yoktur, çünkü: O an için işe yaramış görünse bile, çocuğun davranışını değiştirmede aslında daha önce söz edilen bir sandalyede bekleme cezasından daha etkili değildir.

  • Tokat atmak çocuğa sorumluluk öğretmez, tersine onun daha da kızmasına ve hırçınlaşmasına neden olur.
  • Ebeveynlerin çoğu, daha sonradan tokat attıkları için pişmanlık duymaktadırlar.
  • Sürekli tokat yiyen çocukta zamanla bu yöntem de artık işe yaramaz olacaktır.
  • Tokat atmak, şiddetine bağlı olarak çocukta ciddi fiziksel hasarlara neden olabilir

” İster fizikî cezâ, ister materyal cezâ ve ister duygusal cezâ, asıl tesirini, çocuğun ruhunda oluşturur. Annesinden küçük bir tokat yiyen çocuk, yediği dayağın fizikî acısı ile ağlamaz. Çocuk, o dayak sırasında ruhunda aldığı yara ve duygularındaki ezilmenin tesiri ile ağlar. Tıpkı, eşinden dayak yiyen bir kadın gibi… Eşinden “sadece bir tokat” yiyen kadın, acaba tokadın acısı ile mi eşine karşı bir soğukluk hisseder? Eşinin kendisini dövmesinin acısı ile mi uzun bir süre eşi ile konuşmak dahî istemez? Hayır, dayak yiyen eş, kırılan onuru, yok sayılan kimliği ile kocasına karşı soğukluk hisseder. Her ne kadar dayakçı eş:

“-Ya, ne var bunda, altı üstü bir tokat attık!.. Sanki çok mu acıdı? Bu kadar abartmaya gerek yok!..” derken, ne kadar“duygusuzca” bir yaklaşım sergiliyorsa, tıpkı bunun gibi, çocuğuna bir tokat atan annenin:

“-Niye bas bas bağırıyorsun ki, usulca bir defa vurdum, abartmaya gerek yok!..” demesi de o derece duygusuzca bir yaklaşımdır.  “

”  Göz teması ile anlatabiliyorken, çocuğa bağırmak onun disiplin konusundaki anlama eşiğini yükseltir ve belli bir zaman sonra daha azından anlamamaya başlar. Onu da yeterli görmeyip çocuğa fiziksel şiddet uyguladığımızda artık dayaktan aşağısını anlamaz hale gelir. Ve sürekli dövüldüğünde ise Anadolu tabiri ile “dayak delisi” olur ve artık bu çocuk hiçbir şeyden anlamaz duruma gelir. Önemli olan çocuğun disiplin anlamındaki anlama eşiğini olabildiğince aşağıda tutabilmektir. Bunu da halihazırda uyguladığımız yöntemin bir alt basamağına sonra bir altına çocuğu hazırlayarak başarabiliriz. Bağırmaktan aşağısını anlamayan çocuğa önce ses tonumuzu düşürür ve zamanla beden dilimizi ve gözle temastan anlayacak hale getirebiliriz. “

” Bağırmak çocukları korkutur. Çocuklara bağırdıkça sizden soğurlar. Bağırdığınız zaman onlara birşey öğretemezsiniz çünkü başka bir ruh haline geçmişlerdir. Ayrıca bağırmamız, çocuklara yalnızca onlara bağırdığımız zaman bizi ciddiye almalarını öğretir.Sürekli bağırmak artık bağırmanın ekstra etkisini ortadan kaldırır ve çocuk bağırmaya karşı kendi savunmasını geliştirmeye başlar.Bu bağırmalar sonucu olarak çocuklar ailelerinden uzaklaşacak gençlik yıllarında çevrelerinin etkisine daha açk olacaktır

Onların çocuk olduğunu unutmayın Beklentilerinizi düşürün, onlar sadece çocuk ve yanlış yaparak, yaramazlık yaparak, sınırları zorlayarak büyüyecek ve doğruları öğrenecekler. Bunu aklınızdan çıkarmamanız sinirinizi kontrol altında tutmak ve daha hoşgorülü olmak için önemlidir. Sinirliyken birşey yapmayın Sinirliyken mantıklı hareket etmek zordur. Eğer birşeye sinirlendiyseniz bağırıp çağırmak çok daha kolay olur. Çocuğunuzu uyarmadan önce sinirinizin geçmesini bekleyin, derin bir nefes alın, eğer bağırmaya başladıysanız yarıda kesip, bir 5 dakika rahatlayın. Sakinleştikten sonra çocuğunuza sakin bir dille durumu anlatın. Önleyici Tedbirler Alın Eğer çocuğunuz dolaptan pirinci çıkartıp halıya döküyorsa, ona bağırmak yerine pirinci vs. onun ulaşamayacağı yerlere koyun. Bıçakları, çatalları yüksek yerlere koyun. Yemek yerken önüne büyük bir örtü serin. Böylece sizi kızdıracak olaylar daha yaşanmadan engellemiş olursunuz. Egzersiz Yapın Bağırmak bir dışa vurum şeklidir. İnsan ne kadar dolmuşsa o kadar kolay bağırır. Sizi rahatlatacak aktiviteler yapın. Bunların en etkilisi egzersiz yapmaktır. Sabahları 40 dakikalık bir egzersiz seansı sinirlerinizin geveşemesine ve çocuklara karşı daha hoşgörülü olmanıza yardımcı olur. Yardım Alın Çocuklara bağırmaya başlamak stresin ve yorgunluğun sonucudur. Çocuklarla ilgilenmek stresli ve yorucu iştir. Arada bir yarım gün bile olsa çocuğa eşinizin ya da annenizin çocuklarla ilgilenmesini isteyin. Bu size kendinizi toplamanız için ihtiyacınız olan vakti sağlayacaktır. Rolünüzü Unutmayın Çocuğunuza her bağırdığınızda otoriterinizden bir parça eksilir. Çocuğunuz sizi kendi seviyesinde görmeye başlar. Çocuğunuzun size saygı duymasını sözünüzü dinlemesini istiyorsanız ona bağırmak yerine sorumluluk sahibi, sakin bir yönetici gibi davranın

 
1 Yorum

Yazan: 01 Ekim 2014 in şundan bundan

 

Etiketler: , , , , , ,

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 185 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: