şundan bundan

zaman

Hayatın hızına yetişmek çok zorluyor insanı. Zamanla yarışmak yada akışa bırakmak kendini. Sorun burda mı bilemiyorum. Ya da kesin olmamalı hiç bir zaman insan. Yani kimi zaman zamana kafa tutmalı, kimi zamansa akışına bırakmalı.

“Hiç boş zamanım yok” diyene çok rastlamışızdır. Bunu söyleyenlerin acizce kabullenici olduğunu düşünüyorum. Birşeyleri değiştirmek, yenilemek ve adım atmaktan çekinen veya tembel insanların söylemi gibi geliyor biraz da bana. İnsanın gönülden istediğinde ve bu isteğini gerçekleştirmek için canını dişine takdığında yapamayacağı şey yok gibi. Heves mühim, çaba mühim.

Zamanını iyi kullanmak, programlamak isteyen insanın bunu yapabilmesi için ilk önce kendini iyi tanıması gerekiyor. Kendi huylarının farkında olması şart. Ve bu huylarına göre strateji belirlemesi işini daha da kolaylaştıracaktır. Yani huyuna göre tarz. Nabza göre şerbet gibi.

Gürültüde dikkati dağılan birinin çok dikkat isteyen bir işini en gürültülü zamanına ayarlamaması uygundur örneğin.

Hayat küçük detaylarla kendini yaratıyor. Küçük şeyler, küçük detaylar büyüğe yol alır, büyüğü oluşturur. Küçük bir alışkanlığımızı değiştirmeye çalışıp da değiştirdiğimizde bile hiçbirşey eskisi gibi olmuyor. Buna inancım sonsuz. Damlaya damlaya göl olur boşuna söylenmemiş. Uygulaması bedava. 

Reklamlar