gezdimler

İstanbul kazan biz kepçe :)

Kubilay Hayat Bilgisi dersinde İstanbul’ daki gezilmesi görülmesi gereken yerleri öğrenmiş. Bazılarını görmüştü. Kız Kulesi, Kapalıçarşı gibi. Görmediklerini yavaş yavaş görelim , gösterelim dedik babayla.

Benim birkaç kez gittiğim ve etkileyici bulduğum Yerebatan Sarnıcı ilk durağımız oldu. Kubilay tırstı burda. İyice karanlıklaşmış. Ben gittiğimde daha aydınlıkdı daha çok su vardı sanki ayrıca… ve o zaman en güze klasik müzik çalıyordu ambiyans daha hoşdu. Karanlık ve nemli hava rahatsız etti sanırım Kubilay’ ı ve çok hızlı gezdik. Korktuğunu söyledi.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ nden sonra Sultanahmet ve Ayasofya’ yı gezdik.

Bu kültürlü 😛 kedişi Kubilay çekti. Ayasofya’ da meğer ünlüymüş bu kedi. Instagram’da hesabı bile varmış .

Çok kalabalıktı hep sıra vardı. Dolayısıyla Kubilay hem yoruldu hem sıkıldı. Yorulmasa sırada Topkapı Sarayı vardı. Ama arabada uyudu kaldı böylece tur sona erdi 🙂

 

şundan bundan

Manisa Tarzanı kimdi….

manisa1Kuşadası tatili yollarındayken… laf nerden açıldıysa “Manisa Tarzanı” na geldi. Ben hakkında hiçbirşey bilmiyordum bu karakterin. Gökay bana onun hakkında birşeyler anlatınca araştıracağıma dair not almıştım. Nihayet araştırabildim. Ve bu zamana kadar bilmediğime kızdım. Sizlerle de bu bilgileri paylaşmak isterim.

Manisa Tarzanı’ nın gerçek adı Ahmeddin Carlak imiş.Bir türkmenmiş. 1899 da doğmuş. 1963 de Manisa’ da ölmüş. Kurtuluş savaşından istiklal madalyası varmış. Manisa’ daki Spil dağında yaşarmış ve şortla dolaştığı için halk ona “Manisa Tarzanı” ismini koymuş. Kendini doğaya, ağaçlandırmaya adamış. Hep ağaç dikermiş.

Ekşi Sözlükte onunla ilgili yazan birkaç yazıyı paylaşmak isterim ;

” birinci dünya savaşına, ardından da türk ulusal bağımsızlık savaşı’na bir nefer olarak katıldı. bu savaşta gösterdiği yararlılıktan dolayı kırmızı şeritli istiklal madalyası ile onurlandırıldı.
cumhuriyet dönemi başlarında manisa’ya geldi; kimsesiz ve yoksuldu. manisa belediyesine girdi; ne iş verildiyse yaptı. 1 haziran 1933 tarihinde 30 lira aylıkla bahçıvan yardımcısı oldu. hep bu görevde kaldı.
manisa’yı yeniden yeşillendirmek için var gücüyle çalıştı. ağaç dikip yetiştirmeyi kutsal bir görev olarak algıladı. dürüstlüğü, çalışkan olmayı her şeyin üstünde tuttu. yaz kış sadece siyah bir şortla ve ayağında lastik bir pabuçla kentin sokaklarında, görkemli sipil dağında dolaştı. saç ve sakalını da uzatarak kişiliğine yaraşır bir görünümle manisalıların biricik sevgilisi oldu. her öğle vaktinde topkale’deki topu ateşleyerek, günün o saatini duyurmayı bir görev saydı. bundan dolayı kendisine “topçu hacı” diyenler bile oldu.
manisalı kızlara, kente gelen sanatçılara çiçek sunan ilk oydu. sipil dağına çadır kuran yörüklerin kızlarına boncuk armağan etmeyi; çocuklara akide şekeri dağıtmayı; kimi yoksullara gizlice para yardımında bulunmayı da hiç ihmal etmedi.
bir spor adamıydı; yaşamıyla gençlere örnek olmuştu. manisa dağcılık kulübü üyesi genç arkadaşlarıyla ağrı, cilo, demirkazık, dağlarına tırmandı. gittiği her yerde büyük ilgi gördü. manisa dışında başka bir yerde yaşamayı hiç düşünmedi. sinema tutkunuydu. yeniliklere açıktı; okumayı severdi, elinden gazete dergi düşmezdi.
sipil dağında, topkale’deki kulübesinde yalnız yaşadı; ne yatağı, ne yorganı vardı. üzerine gazete serdiği tahta divanda yatıp kalktı. yaz kış soğuk suyla yıkanırdı. saç ve sakalını özenle tarar, kendi eliyle çiçeklerden yaptığı güzel kokular sürer, ulusal bayramlara göğsüne bağladığı palmiye yaprağı üzerine istiklal madalyasını takarak katılırdı. bundan büyük bir gurur ve sevinç duyardı.
dede niyazi’nin lokantasının bir köşesinde yemeğini yer, bunun karşılığında lokantaya tenekeyle su taşırdı. hiç kimseye borçlu kalmak istemezdi. kendisine güvenen bir insandı. “bulaşıcı bir duygu” olan kaygıya hiçbir zaman katılmadı. güçlü bir insanda aranan özellikleri taşıyordu. efsanevi yaşamıyla hep ilgi odağı oldu. özgür bir yurttaş olarak yaşamayı temel ilke saydı. yaşama etkin bir biçimde katıldı. mal, mülk, servet ve makam sahibi olmak aklının ucundan bile geçmedi. kent sevgisiyle, kent adına çalıştı. adı manisa ile özdeşleşti.
manisa tarzanı 31 mayıs 1963 tarihinde gözlerini yaşama yumdu. görkemli bir cenaze töreniyle çok sevdiği manisa’da toprağa verildi.manisa tarzanı doğa ve ağaç sevgisinin simgesi, çevreciliğin önderi iz bıraktı. bir çok gazeteci yazar ondan söz etti. anısına kitaplar, makaleler, şiirler yazıldı; manisa’ya anıtları dikildi; filmi çevrildi. manisa o’nu unutmadı, unutmayacak.

kaynak: http://www.vestelmanisaspor.com/…&pa=showpage&pid=9   “

” hakkında bu kadar az entry girildiğine üzüldüğüm halk kahramanı. bir rivayete göre meral isminde bir kıza aşkından dağlara vurmuş kendini. sebebi ne olursa olsun o kendini yeşile adamış biri. belki bir çeşit don kişot. bir gün yurt gezisi yaparken yolu konyaya düşer, mevlana türbesini ziyaret etmek ister. fakat kapıdaki görevli cıbıl tarzanı görünce giremezsin der. oda bi görevliye bir de kapıdaki yazıya bakar ve ne olursan yine gel diye yazan yazıyı işaret eder. bekçi utanır boynunu eğer ve türbede duasını edip çıkar tarzan. sinemaya ve türk sanat musikisine ilgi duyarmış. özellikle münir nurettin selçuk hayranıymış. tırı vırı halk kahramanlarıyla o kadar uyutulmuşuz ki böyle bir değeri unutmuşuz yazık. “

” savaş, yıkım ve doğa katliamı karşıtlığının vücut bulmuş hali, hiçbirimizin yapamayacağı keskin bir kararla kendini öze, doğaya adamış, aşağılık insani duygulardan arınarak bir nevi platon’un ütopik insanına dönüşmüş yeni çağın anadolu dervişi, hemşerim.

cumhuriyet dönemi öncesi ismi ahmet bedevi olarak bilinmektedir. kurtuluş savaşı’nda yunan ordularının çekilirken manisa’yı ateşe vermesine ve şehirle birlikte binlerce ağacın yanmasına şahit olmuş, bu olaydan sonra kendisini manisa’nın tekrar ağaçlandırılmasına ve bitkilerin bakımına adamıştır. spil dağı‘nın özellikle uncu bozköy tarafı olmak üzere manisa’ya bakan eteklerinin büyük çoğunluğunun ağaçlandırılmasında rol oynadığı, hatta bölgedeki ağaçların %20’sini tamamen kendisinin diktiği söylenir.

emre kongar‘ın abisi, manisa dağcılık kulübü ile tırmanışlar yapan engin kongar, 08.09.1956 tarihinde demirkazık‘a tırmanırken kayalıklardan yuvarlanarak hayatını kaybeder. üç yıl sonra kongar adına yapılmış bir anıtın açılışında, manisa dağcılık kulübü ile birçok geziye katılmış ahmet bedevi‘de bulunmaktadır. tören sırasında tarzan’ın aklına, kurtuluş savaşı‘nda gönüllü olarak görev yaparken tarzan’ın yanından kayalıklara yuvarlanarak ölen nişanlısı meral gelir. bunun üzerine tarzan kongar’ın annesinin yanına giderek “anneciğim üzülme, ben bu anıtın çiçeklerine her gün bakar, onları hiç soldurtmam” der.

1934 yılında ünlü tarzan filmi gösterime girene dek manisa halkının kendisine “hacı” veya ramazan topunu ateşlediği için “topçu hacı” diye hitap ettikleri, filmin gösterime girmesinden sonra halkın filmdeki karakter ile bedevi’yi özdeşleştirmesinden dolayı manisa tarzanı adıyla anıldığı bilinir.

son olarak bu doğa adamının ünlü bir sözü geliyor:

”ahmet bedevi bir çıplak, garip adamdır. amma ölünce, ağaç sevgisi sembolü olacak, hangi idareci, ağaç kestirirse rüyasına girecek, boğazına sarılacağım. bu memleketin yeşile, yeşilliğe, ağaca, çiçeğe ihtiyacı var. bu sevgiyi yaşatın ne olur.”    “

manisa2