izledimler

The Hundred-Foot Journey…

AŞKTARİFİAşk Tarifi diye çevirmiş ismini bizimkiler… Fransa’ ya göç etmek zorunda olan Hintli aile… Aşçılıkta ilerlemek isteyen Hassan Kadam, Restoran yarışı, Madam Mallory ve Hassan’ ın babasının didişmeleri, aşk, rekabet…. yemek görselleri…baharatlar… insanın mutfağa girip yemek yapası geliyor.. Aman aman bir film değil belki ama izlerken huzur veriyor.

Film hakkında detaylı bilgiye burdan bakabilirsiniz ; http://www.sinemalar.com/film/220642/the-hundred-foot-journey

Reklamlar
izledimler

3 idiots izlenesi..

3idiMethini çok duyduğum bir filmdi. Aamir Khan ‘ ı severim. Filmi de sevdim. Eğitim sistemi, başarı, hayallerle ilgili içe dokunan bir film. 3 üniversitede okuyan mühendis adayı. 3 oda arkadaşı. 3 kanka. 3 hayat. 3 hayal. Eğlenceli yer yer duygusal .. verdiği mesaj ” pes etme mutlu olduğun işi yap ” ve ” All is well”  🙂 Ana karakter Rancho’ nun akla kazınan lafı.

İzleyin diyorum..beğeneceksiniz…beğenmezseniz de yazın bana 🙂 beğenirseniz de yazın tabi 🙂

 

izledimler

Peekay-Sarhoş..izlenesi hint filmi

pkPk – Peekay .. ordan oraya gezerken rastladığım bir film. zaten sevdiğim Aamir Khan  başrolde.. İyi ki de rastlamışım çünkü çok beğendim. Sadece bir komedi filmi değil Pk. Sorgulatan, düşündüren, üzen, şaşırtan  bir film. Kara mizah da diyebiliriz. Film de din,tanrılar,inanç birçok şey sorgulanıyor. Ama bu öyle işlenmiş ki eğlenceli hale getirilmiş. Kesinlikle izleyin derim.

” Bu gezegendeki tanrı ile insanlar arasındaki iletişim sistemi çökertilmiş herkes yanlış numarayı çeviriyor. “

” Siz tanrının bir tane olduğunu söylüyorsunuz, ancak ben iki tane olduğunu düşünüyorum, birincisi bizi yaratan Tanrı, ikincisi ise sizin yarattığınız tanrı, ben bizi yaratan tanrıdan korkmuyorum, ancak sizin yarattığınızdan korkuyorum, tıpkı size benziyor, Küçük, yalancı, hastalıklı, boş vaatler veren…Zenginlere öncelik tanıyan, fakirleri sırada bekleten övgü aldığında mutlu olan, küçük şeylerle insanları korkutan, Bizi yaratan Tanrı’ya inanın. Ona güvenin. Kendi yarattığınız sahte Tanrı’ları ise yok edin “.

Nasıl bişeymiş acaba diye düşündüyseniz burda fragmanı da var http://www.sinemalar.com/film/198699/peekay

pk2

izledimler

Horrible Bosses 2

horrible

Bu filmin birincisini sinemada izlemiştim..bakınız https://loveandsmile.wordpress.com/2011/08/29/hic-patronunuzu-oldurmeyi-hayal-ettiniz-mi/

İkincisi de yine çok eğlenceli. Yalnız söyleyeyim belden aşağı espri çok, küfür çok. Aslında çok sevmediğim birşeydir bu ama ne bileyim bu filmde karakterler mi tipler mi hikaye mi beni çok eğlendirdi. Gülmeye ihtiyacınız varsa şans verin derim bu seriye.

Kevin Spacey az görünüyor ama göründüğü sahnelerde de kendine bayıltıyor .. hele o telefonla sıra sıra dellenmesi 🙂

Komedi filmleri ennn sevdiğim tür. Lütfen bana tavsiye edeceğiniz komedi filmleri varsa lütfen yazın.

izledimler

The Fault in Our Stars

film

Bir film…Hazel ve Gus… iki farklı türde kanser hastası genç… ve aşk… ve ölüm… hüzünlü ve bir yandan da hayata bağlandıran bir film.. belki şükrettiren belki de daha da kedere boğan….

Filmden aklımda kalan birkaç cümle….

” Acı hissedilmek ister. “

” Kanserden ölmekten daha kötü olan şey kanserden ölmekte olan bir çocuğunun olmasıdır. “

” Cenazeler ölüler için değil yaşayanlar için… “

” Gökkuşağını görmek istiyorsan yağmura katlanmalısın….. “

” Bu dünyada incitilip incinmemek elimizde değil ama kimin incitebileceği bizim elimizde “

izledimler

Walk of shame..

walk of shame

Film 2014 yapımı. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle izledim. Türüne komedi diyebiliriz. İzlerken keyif aldım, eğlenceli basit bir film. Kafayı iyi dağıtan bir film. Özellikle polisli diyaloglar beni eğlendirdi. Saftorik sarışın karakterini çok iyi oynamış başroldeki Elizabeth Banks.

Filmin tanıtımında şunlar yazıyor.

“ Los Angeles’ta yaşayan ve sıradan bir haber spikeri olan Megan, nişanlısının kendisini terk etmesi ve beklediği terfi haberinin gelmemesi sonrasında tam anlamıyla yıkımı uğrar. Arkadaşları kafasını dağıtabilmesi için çılgın bir parti organize ederler ve gece başlar. Yaşadığı olumsuzlukların etkisiyle alkolün dozunu artıran Megan bir noktadan sonra bambaşka birine dönüşür ve mekanın barmeni Gordon’la flört etmeye başlar. Ertesi sabah uyandığında ise Gordon’ın evindedir. Megan yaşadığı bu tek gecelik ilişkinin ardından kendini, telefonu, parası ve kimliği olmadan dağılmış bir halde bulur. İşin daha da trajik bir boyutu vardır: Beklediği terfi gerçekleşecek gibidir ancak hayatındaki en önemli iş görüşmesine yetişebilmek için yalnızca sekiz saati kalmıştır   “

izledimler

9 mois ferme :)

9ay

Filmimizin adı .. 9 Ay Hapis ..9 mois ferme…Fransız filmlerini çok severim. Sıradan değildir genelde. Mutlaka farklı bir esprisi, tarzı, işleyişi vardır. Bir blogda bahsini okumuş, merak etmiştim bu filmi.. farklıydı, güzeldi. Yine yanılmamışım. Çok ilginç görsellikler vardı. Birkaç iğrenç sahnede vardı.

Erkeklerle çıkmayan bir kadın..üstelik de yargıç..ve bir gün 6 aylık hamile olduğunu öğreniyor….nerden çıktı bu bebek…babası kim…nee korkunç bir suçla suçlanan bir hırsız mı ! peki şimdi nolucak…:). İşte bunların cevabı filmde 🙂 Filmde en çok neşelendiğim yer haberlerde işitme engelliler için ayrılan köşedeki anlatım 🙂 Kim mi var orda Jean Dujardin..

Filmin başrolündeki Albert Dupontel aynı zamanda filmin yönetmeniymiş. Adamı sevdim. Bana Robert De Niro’ yu anımsatıyor. Neyse izleyin derim…