RSS

Etiket arşivi: çocuk

Stella ve Sam

Çizgi filmleri çok severim. Kubilay yokken de severdim şimdi onunla izlemek ona eşlik etmek ise büyük keyif. Bu çizgi filmi unutmamak için buraya yazmak istedim anı olarak. Çünkü çok çok çok tatlı ve masum çizgi filmlerden.

Minika Çocuk kanalında çıkıyor. Abla kardeşin oyunları sohbetleri herşeyleri öyle şeker ki. Hayal güçlerinin uçarılığı neşeleri bana ve Kubilay’ a çok iyi geliyor. Kanada yapımıymış bu arada.

Çizgi film seviyorsanız yada yavrunuza masum neşeli tatlı şiddetsiz doğasever bir çizgi film arıyorsanız kesinlikle izleyin izlettirin diyorum.

 
6 Yorum

Yazan: 04 Temmuz 2017 in izledimler

 

Etiketler: , ,

Meyveden Tilki..

tilkiİyi vakit geçirmek için ille de çok para, farklı merkezlere gitmek vs şart değil. Gönül oyun istedikten sonra bahane oluyor herşey 🙂

 
2 Yorum

Yazan: 17 Mart 2015 in oyun

 

Etiketler: , , , , , ,

Çocuğa terbiye…

dünya çocukBugün Dünya Çocuk Günü…Yazmak istediğim birşeyler vardı bu konuda..ve bugüne denk gelmesi bir işaret gibi. Çocuk sevgisi bizim toplumda bence kuru bir sevgiden ibaret. İçinde saygı, hoşgörü barındırmıyor. Bu da beni ifrit ediyor. Hele şiddet..gerek sözlü gerek bedensel şiddet…Tahammülüm yok. Yolda, parkta orda burda çocuğuna korkunç laflar sayan veya çocuğunu çekiştiren birini görünce ciddi fena oluyorum zor kendime geliyorum sonrasında. Büyükler hayatlarındaki yorgunluğun, çaresizliklerin, sinirin, zayıflıklarının bedelini çocuklara ödetiyorlar.

İşyerinde çok yorulduysan onun suçu yok,

Kocana kızdıysan onun suçu yok,

Arkadaşınla kavga ettiysen onun suçu yok,

Trafik sıkışıksa onun suçu yok,

Paraya sıkıştıysan onun suçu yok,

Sen kendi hayatını yönetemiyorsan, kendi psikolojinle bir yetişkin olarak ilgilenemiyorsan çocuğun suçu yok….o masum… terbiye etmek örnek olmaktır. Sevgiyle, disiplinle, anlayışla terbiye edilir. Edilmez zanneden beceriksizliğine sığınandır.

Bir evlat dünyaya getiriyorsan ona karşı elinden gelen saygı ve sevgiyi göstermek zorundasın. Öfkenin, zayıflığın, şartların arkasına sığınamazsın.

Bedenleri küçük olabilir ama ruhları çok engin… ve şiddet ( bir fiske de aynı bir hakaret de ) o ruhlarda ne yaralar açar kim bilebilir,, kim garanti verebilir.

Ben de allahın bir kulu olarak sinirleniyorum, yorgun oluyorum, çaresizlikler hissediyorum yaşamımda… ama onu yaralamamaya bunların bedelini ona ödetmemeye son gücümle çaba gösteriyorum. Hatam olursa özür dileyip açıklamalar yapıyorum. Tabi bu yalama gibi olursa anlamı yok. Yap özür dile yap özür dile…bazı hataların özrü ruhta kabul görmüyor. Ben yaşadım. Gönül özür kabul etmiyor bazen. Bu yüzden biz yetişkin olarak kendimize çeki düzen vereceğiz özüre sığınmak yok benim kitabımda.

O benim en kıymetlim bu dünyada…canımdan can… yıllarca beklediğim bebeğim, yavrum… şimdi bir bebek..ama “ insan “ olucak “ adam “olucak…benim görevim yol göstermek, yol açmak sevgiyle, anlayışla, sabırla.. geri kalan onun hür iradesi, seçimleri, kaderi…..son olarak Allah utandırmasın diyorum ve birkaç uzman cümlesini de yazarak Dünya Çocuk gününü kutluyorum. Ve paylaşabilirseniz bu yazımı paylaşmanızı rica ediyorum….

‘Çocuklar dövülmeden terbiye edilir mi hiç’ şeklindeki yaklaşım, çocukların şiddeti normalmiş gibi algılamasına sebep olmakta, çocuk, kardeşini, arkadaşını dövmekten çekinmemektedir. Ailedeki olumsuzluklar, hemen çocuğun iç dünyasına yansır.
Çocuğa doğru davranışları öğretmek çocuk eğitiminde elbette ki çok önemlidir. Ancak, çocuk kendini kontrol etmesini ebeveynlere ve diğer büyüklere bakarak daha çok öğrenir. “

” Dayak atmanın çocuk eğitiminde yeri yoktur, çünkü: O an için işe yaramış görünse bile, çocuğun davranışını değiştirmede aslında daha önce söz edilen bir sandalyede bekleme cezasından daha etkili değildir.

  • Tokat atmak çocuğa sorumluluk öğretmez, tersine onun daha da kızmasına ve hırçınlaşmasına neden olur.
  • Ebeveynlerin çoğu, daha sonradan tokat attıkları için pişmanlık duymaktadırlar.
  • Sürekli tokat yiyen çocukta zamanla bu yöntem de artık işe yaramaz olacaktır.
  • Tokat atmak, şiddetine bağlı olarak çocukta ciddi fiziksel hasarlara neden olabilir

” İster fizikî cezâ, ister materyal cezâ ve ister duygusal cezâ, asıl tesirini, çocuğun ruhunda oluşturur. Annesinden küçük bir tokat yiyen çocuk, yediği dayağın fizikî acısı ile ağlamaz. Çocuk, o dayak sırasında ruhunda aldığı yara ve duygularındaki ezilmenin tesiri ile ağlar. Tıpkı, eşinden dayak yiyen bir kadın gibi… Eşinden “sadece bir tokat” yiyen kadın, acaba tokadın acısı ile mi eşine karşı bir soğukluk hisseder? Eşinin kendisini dövmesinin acısı ile mi uzun bir süre eşi ile konuşmak dahî istemez? Hayır, dayak yiyen eş, kırılan onuru, yok sayılan kimliği ile kocasına karşı soğukluk hisseder. Her ne kadar dayakçı eş:

“-Ya, ne var bunda, altı üstü bir tokat attık!.. Sanki çok mu acıdı? Bu kadar abartmaya gerek yok!..” derken, ne kadar“duygusuzca” bir yaklaşım sergiliyorsa, tıpkı bunun gibi, çocuğuna bir tokat atan annenin:

“-Niye bas bas bağırıyorsun ki, usulca bir defa vurdum, abartmaya gerek yok!..” demesi de o derece duygusuzca bir yaklaşımdır.  ”

”  Göz teması ile anlatabiliyorken, çocuğa bağırmak onun disiplin konusundaki anlama eşiğini yükseltir ve belli bir zaman sonra daha azından anlamamaya başlar. Onu da yeterli görmeyip çocuğa fiziksel şiddet uyguladığımızda artık dayaktan aşağısını anlamaz hale gelir. Ve sürekli dövüldüğünde ise Anadolu tabiri ile “dayak delisi” olur ve artık bu çocuk hiçbir şeyden anlamaz duruma gelir. Önemli olan çocuğun disiplin anlamındaki anlama eşiğini olabildiğince aşağıda tutabilmektir. Bunu da halihazırda uyguladığımız yöntemin bir alt basamağına sonra bir altına çocuğu hazırlayarak başarabiliriz. Bağırmaktan aşağısını anlamayan çocuğa önce ses tonumuzu düşürür ve zamanla beden dilimizi ve gözle temastan anlayacak hale getirebiliriz. ”

” Bağırmak çocukları korkutur. Çocuklara bağırdıkça sizden soğurlar. Bağırdığınız zaman onlara birşey öğretemezsiniz çünkü başka bir ruh haline geçmişlerdir. Ayrıca bağırmamız, çocuklara yalnızca onlara bağırdığımız zaman bizi ciddiye almalarını öğretir.Sürekli bağırmak artık bağırmanın ekstra etkisini ortadan kaldırır ve çocuk bağırmaya karşı kendi savunmasını geliştirmeye başlar.Bu bağırmalar sonucu olarak çocuklar ailelerinden uzaklaşacak gençlik yıllarında çevrelerinin etkisine daha açk olacaktır

Onların çocuk olduğunu unutmayın Beklentilerinizi düşürün, onlar sadece çocuk ve yanlış yaparak, yaramazlık yaparak, sınırları zorlayarak büyüyecek ve doğruları öğrenecekler. Bunu aklınızdan çıkarmamanız sinirinizi kontrol altında tutmak ve daha hoşgorülü olmak için önemlidir. Sinirliyken birşey yapmayın Sinirliyken mantıklı hareket etmek zordur. Eğer birşeye sinirlendiyseniz bağırıp çağırmak çok daha kolay olur. Çocuğunuzu uyarmadan önce sinirinizin geçmesini bekleyin, derin bir nefes alın, eğer bağırmaya başladıysanız yarıda kesip, bir 5 dakika rahatlayın. Sakinleştikten sonra çocuğunuza sakin bir dille durumu anlatın. Önleyici Tedbirler Alın Eğer çocuğunuz dolaptan pirinci çıkartıp halıya döküyorsa, ona bağırmak yerine pirinci vs. onun ulaşamayacağı yerlere koyun. Bıçakları, çatalları yüksek yerlere koyun. Yemek yerken önüne büyük bir örtü serin. Böylece sizi kızdıracak olaylar daha yaşanmadan engellemiş olursunuz. Egzersiz Yapın Bağırmak bir dışa vurum şeklidir. İnsan ne kadar dolmuşsa o kadar kolay bağırır. Sizi rahatlatacak aktiviteler yapın. Bunların en etkilisi egzersiz yapmaktır. Sabahları 40 dakikalık bir egzersiz seansı sinirlerinizin geveşemesine ve çocuklara karşı daha hoşgörülü olmanıza yardımcı olur. Yardım Alın Çocuklara bağırmaya başlamak stresin ve yorgunluğun sonucudur. Çocuklarla ilgilenmek stresli ve yorucu iştir. Arada bir yarım gün bile olsa çocuğa eşinizin ya da annenizin çocuklarla ilgilenmesini isteyin. Bu size kendinizi toplamanız için ihtiyacınız olan vakti sağlayacaktır. Rolünüzü Unutmayın Çocuğunuza her bağırdığınızda otoriterinizden bir parça eksilir. Çocuğunuz sizi kendi seviyesinde görmeye başlar. Çocuğunuzun size saygı duymasını sözünüzü dinlemesini istiyorsanız ona bağırmak yerine sorumluluk sahibi, sakin bir yönetici gibi davranın

 
1 Yorum

Yazan: 01 Ekim 2014 in şundan bundan

 

Etiketler: , , , , , ,

Doğmamış Çocuğa Mektup..

doğmamış

Kitap okumadan yaşayamayan… hali vakti olsa bir sürü kitap okuma derdinde olan bendeniz bir kitap daha bitirdi…..  ” Doğmamış Çocuğa Mektup ” . ORIANA FALLACI yazmış..

Sevgilisinden ayrılmış bir kadın…hamile olduğunu anlıyor…doğurmalı mı…aldırmalı mı…………. İç savaş,hesaplaşma ve gelişmeler…

Hüzünlü bir kitap. Bir monolog. Felsefikce bir monolog.

Kitaptan seçmelerim ;

Bir çok kadın sorar kendi kendine, dünyaya neden çocuk getirmeli diye. Aç kalsın , üşüsün, ihanete uğrasın, aşağılansın, savaşta ya da hastalıktan ölsün diye mi? Açlığın doyurulabileceği,üşüyenin ısınabileceği,sadakat ve saygının ömrü boyunca ona eşlik edebileceği, savaşı ve hastalığı ortadan kaldırma çabasına onun da uzun yıllar katkıda bulunabileceği umudunu baştan geri çevrimiştir bu kadınlar. Belki de onlar haklılar. Ama hiç yokluk acı çekmekten daha mı iyi?

* *

Yalnızca çok ağlamış olanlar yaşamı tüm güzelliği içinde algılayabilir, keyifle gülebilirler. Ağlamak kolay, gülmek güç.

* *

Aile kavramına inanmıyorum ben. Aile, kişileri dah aiyi denetlemek, onların kurallara, efsanelere bağlılıklarını daha iyi sömürmek için, bu dünyayı kim örgütlemişse onun tarafından uydurulmuş bir yalan. Yalnız olduğumuzda daha kolay başkaldırırız, başkalarıyla birlikteysek daha kolay uzlaşırız düzenle.

* *

Bir kadın ancak kendine saygı duyduğu sürece başkalarından saygı bekleyebilir, ancak kendine inandığı zaman başkaları da inanabilir ona.

 

 
2 Yorum

Yazan: 20 Ağustos 2014 in kitaplık

 

Etiketler: , , , , , , , ,

Tuvalet eğitimine doğru..

Bu sabah saat 6 ya 10 var.. “ Anneee “ Annneee” “ Anneee çişim geldi “ diye seslendi. Dedim heralde yine yatağa işedi sonrasında söylüyor. Çünkü bu aralar gece veya evdeyken bezi istemiyor çıkarıyor.. Ama etrafa kaçırıyor hep. Konuşuyoruz tatlı tatlı anlatıyoruz… Zorlama, kızma, ısrar, baskı yok. Arabalı, köpekli vs şirin kilotlar aldık.. Bir giyiyor bir giymiyor… O da haklı kafası salça oldu.. bir bezliyoruz bir bezlenmiyor falan.. Benim işten izin almam ve kesin bezi bırakma çalışmasına başlamam lazım.. Sonrasında da kreş devam edecek zaten.. Ama başlangıcı kesinlikle ben yapmka istiyorum. Bu yüzden de belki yavrum hazır ama ben hazır olamıyorum.. Peppee li bir tuvalet adaptörü aldık. Arada oturuyor.. bir iki kez sabah erkenden tuttum ve yaptı.. ama hiç kendisi çişim geldi diyip çiş yapmamıştı tuvalete.. İŞte bu sabah bir ilk.. J Mutluyum J O da mutlu oldu belli ki.. Çünkü “ Ben abi oldum dimi “ Ben tuvalete yaptım dimi “ bu ara dimileri meşhur..öyle şeker ki.. Ben yere yapmadım dimi buraya yaptım diye epey kendini onayladı güldü J Sonra tuvalet kağıdıyla pipisini sildi. Klozete attı sifonu çekti.. Sifon çekmeyi seviyor..Sonra tabi kreşe giderken bezledik..

Adaptörü ilk aldığımızda oyuncak yaptı onu o zaman çekmiştim bu fotoğrafı ..

 Fotoğraf1054 

 

Bu arada yeni bir adaptör aldık ama kesin başladığımızda kurucaz… ayaklı rahat etsin diye.. hem de kendi kendine güvenli otursun diye

Gitti gidiyordan aldım..TUVALET

Birkaç da kitap alıcam bu konuyla ilgili..

Sizin de tavsiyeniz varsa kitap veya bilgi olarak yorum yazarsanız sevinirim..

 
12 Yorum

Yazan: 04 Haziran 2014 in şundan bundan

 

Etiketler: , , , , , , ,

çocuk atölyesi…

Dostum Ulya yani modada1kadın’ dan yeni haber…Çocuk Atölyesi… 🙂 Çocuklar mutfakta…. Unlanın çocuklar, dağıtın, çikolatanın, gülün, eğlenin…….. http://modadabirkadin.wordpress.com/2011/04/01/cocuk-atolyemiz-acildi/

 

 
2 Yorum

Yazan: 02 Nisan 2011 in oyun, şundan bundan

 

Etiketler: , , , , ,

 
yolda

kendime not, size tavsiye

KoyuLimon

serüvensel balık'log

japonkedi

to thine own self be true

Terapi Defteri

Uzm. Klnk. Psk. Deniz Erdem

Basit ve Mutlu Yaşam

Mutluysan devam et mutsuzsan değiştir

Mor Alev

Ruhani Gelişim Haberleri ve Paylaşım Platformu

Uzm. Dr. Burak Uzel

Dahiliye Uzmanı

Zamanın Ötesi

Bir'den Bir'e ulaşmak, birdenbire olmaz...

Love and Smile

Gülümse...Sünger Bob Heidi'yle Yakartop Oynuyor

%d blogcu bunu beğendi: